Zagrosların sanatçı ruhlu kızı

Zerdeşt Dersimî 

Bêrîtan yoldaş, Zagrosların eteklerinde doğup büyümüş, Altın Hilal’in bin yılların öncesinden gelen neolitik insan özelliklerinin tümünü özünde taşıyan,

kadın güzelliği ile isyancılığını yaratıcı bir temelde birleştirerek yaşamsal kılmayı başarmış genç bir Kürt gerillasıydı. Çok sonradan farkına varsa da, doğup büyüdüğü köy kültürünün köklerinde, Mezopotamya’nın o ihtişamlı tanrıça kültürü yatmaktaydı. Bilinci zayıf, köylü bir genç kız olmasına rağmen onu hep içten içe dürtükleyen, karşı durulmaz bir arzuyla o çetin dağlara, acımasız savaş meydanlarına iten, buralarda ona irade gücü kazandıran köklerine olan bağlılık ve özgürlük tutkusundan başka bir şey değildi. 16 yaşlarında beş genç kadın Kürt özgürlüğüne olan inançları, Kürt halkına olan bağlılıkları, düşmana duydukları kin ve öfkeyle, temmuzun sıcaklığıyla 2005 yılında özgürlük yoluna, özgür mekanların yollarına düştüler.

 

 

Bêrîtan yoldaş, dağ ve savaş koşullarıyla karşı karşıya kaldığında oldukça zorlanacak ve bu zorlanmanın sonucunda gerçeğin bilincine varacaktı. Yaşadığı zorlanmaların ardından kadın ve halk olarak tarihsel köklerini tanıyarak, yine günümüzde bir kadermişçesine prangalara mahkum edildiğinin bilincine vararak anlamlı katılımı gerçekleştirmeyi başaracaktı. O artık özgür iradeli bir Kürt kadın gerillasıydı!

Sade ve doğaldı Bêrîtan yoldaş.

Biraz dikkatlice bakıldığında, en doğal insan özelliklerinin bütün sadeliği ve saydamlığıyla onda yaşadığını fark ederdiniz. Gülmeleriyle, ağlamalarıyla, tepkileriyle, sevinçleriyle ve heyecanlarıyla bir çocuk gibi doğal, sade ve yerinde algılara sahipti. Yanlış bulduğu bir şeye “bu yanlıştır!” demeyi esirgemeyen, bir dakika sonra bile olsa eğer yanlış dediği şeyin doğruluğunun farkına varırsa, hiç ertelemeden ve vakit kaybetmeden “evet, bu doğrudur!” diyebilme gücünü gösteren erdemli ve kaygısız bir arkadaştı. Bêrîtan yoldaşın güçlü tespitleri, analizleri vardı.  Gözlem ve analizleri genelde çıkardı.

Dengbêji dinlemeyi çok severdi. Her fırsat olduğunda şehit Nucan arkadaşa dengbêj söylemesini isterdi. Ve şöyle derdi. “Dengbêji dinlediğimde kendimi hissediyorum, özüme dönüyorum.” Beritan arkadaş kendini dengbêjlerde buluyordu. Manevi yönü güçlü, yaşamda duyarlı,  emeğini paylaşan, halkın değerlerini korumayı iyi bilen bir arkadaştı. Zaten Kürtleri bugünlere kadar taşıyan en büyük etki maneviyatlarına ve kültürlerine olan bağlılıkları değil midir?

Önderliğin felsefesinde ve ideolojisinde derinleşme çabaları güçlüydü. Önderliği hep okur ve bir kelimeyi defalarca tekrar ederdi. Önderlik ne demek istiyor diye söylediği her cümle üzerine yoğunlaşma yaşardı. Bilinçlice ve anlayarak Önderliğe bağlanmak isterdi. Önderliği anlarsak o zaman Apocu militan olabiliriz diye düşünürdü. PKK’ ye bağlılığı, sevgisi o kadar yoğundu ki yürüyüşünden, konuşmasından, bakışlarından bile fark edilirdi. Bağlılığı yoğun ve derin hissediyordu ve çevresine de hissettiriyordu. Bu derin hisleriyle gelişiyor ve daha çok bağlanıyordu. Bir dakika içinde hem gülebilmesi, hem ağlayabilmesi bir tutarsızlık değildi. İnsanın ruhsal şekillenişinin bir gereği olarak üzüntü veren şeye karış üzüntü, sevinç veren şeye karşı sevinçle karşılık veren bir yapısı vardı. Coşkusunu en içten yansıtabilecek kadar doğal ve tahrip olmamış zengin bir ruha sahipti. Eğer Bêrîtan yoldaş bu ruhsal şekillenişi ile özgür ülke koşullarında okuma ve eğitim imkanlarına sahip olsaydı mükemmel bir sanatçı olacaktı. Bunun için eksiliği yoktu, fazlasıyla sanatçı ruhunun cevherlerini taşıyordu. Yaşam bu coğrafyada bir başka yaşamak zorunda bırakılmıştı. O da cevherini, özgürlüğü sanatsal bir ruhla işleyerek gösterdi.

Hafif peltek ve ince sesli konuşması, yüzündeki güleçlik, gözlerindeki parlaklık ve acının derin izlerini taşıyan yaşı onun bambaşka kılıyordu.  Onda Sokratça bir bilgeliğin mütevaziliği yansıyordu. Bêrîtan yoldaş teorisini oluşturmasa da, bir tanrıça gibi özgür, erdemli ve asil yaşamayı başaran, son derece mütevazi bir kişiliğe erişti. Ninhursag’ın memleketinde ve bin yıllar sonra toplumu ve onun geleceğini, özgürlüğünü vareden Me’lerin en mütevazi yaratıcılarından oldu.

Daha 18 yaşında olmasına rağmen, beş bin yıldır tutsak edilmiş bir tanrıçanın, zincirlerinden kurtulmuş olmasının sevinç ve coşkusuyla, heybetlice yürüdü. Çünkü Bêrîtanca bir yaşamın bir kurşunla hiç ama hiç bitmeyeceğin en iyi bilenlerdendi. Öz ve anlamlı yaşadı. Kadının ve onunla aynı kaderi paylaşan toplumunun acılarını ve sevinçlerini kısa bir zamanda yüreğinin her yerinde hissetti, duyumsadı.

 Bêrîtan arkadaş, 21 Eylül’de, Çukurca'nın Maruka alanında, bir saldırı eyleminde kahramanca şahadete ulaştı.

Senin şahadetin, böylesine zamansız ve apansız ayrılışın ne kadar acı verse de, Mezopotamya’nın bereketli topraklarına ekilen tohum misali yeniden, daha gür ve çoğalarak yeşereceğine olan inanç ve umut bize bu acıyı da güçlü karşılama direnci ve iradesi vermektedir.

21. yüzyılın başlarında, karartılan geleceğini unutulmuş geçmişiyle aydınlatmaya çalışan, Bêrîtanlaştıkça tanrıçalaşan kahraman Kürt kızlarının ölümsüzleşen direnişleri, özgürlük mücadelemizde hepimizin vazgeçilmez rehberleri olmaya devam edecektir.

 

Kod adı: Beritan MELEK

Adı ve soyadı: Perihan AYBAR

Doğum yeri ve tarihi: Yüksekova/1990

Mücadeleye katılım tarihi ve yeri: Hakkari /2005

Şahadet tarihi ve yeri: 21/09/2007- Zagros