15 AĞUSTOS ATILIMI ÖZGÜRLÜK TALEBİNİN DİRENİŞİDİR

Devrimcilik ideolojik bilinç-örgütsel duruş ve pratik adımdır. Bu gerçeklik 15 Ağustosu gerçekleştirenlerin formülüdür, Ağit yoldaşın tanımı, kimliği, kişiliğidir.

Özgür kimlik inşasını geliştirme yolunda önemli mesafeler kaydeden, bu anlamda varlığını insanlığın değerlerine dayandıran, anlamını bu temelde somutlaştıran Kürt halkının geldiği nokta 15 Ağustos’la aktifleşen görkemli mücadele tarihine dayalıdır. Kürt toplumunun dirilişini tamamlayarak kendi kurtuluşunu özgür kimlik inşası temelinde halklarla birlikteliğe dayandırması, devlet ve iktidarı yadsıyarak iradi örgütlülüğü esas alması, özgürlüğünü toplumsal değişim çerçevesinde somutlaştırması kuşkusuz bu tarihin paha biçilemez sonuçlarıdır.

Ezilen halkların ayağa kalkışında Önderliksel gelişim belirleyicidir. Bu doğrultuda Reber APO öncülüklü gelişim gösteren Kürdistan özgürlük mücadelesinin esası kendini özgürleştirme ihtiyacını ve cesaretini açığa çıkarmaya, bu anlamda kişilik ve kimlik bulmaya dayalıdır. Katliam, göçertme ve inkâr politikasının sonucu olarak geliştirilen asimilasyon kendini inkâr sınırlarında tutmuştu Kürt halkını. Dolayısıyla adını, kimliğini telaffuz etme, kendini tanımlama gerçeğinden uzaklaştırılan, korkutulup sindirilen bir halkın özgürlük arayışını geliştirmesi elbette muazzam bir düşünce gücü, güçlü bir Önderliksel gerçeklik ve ayağa kalkış için büyük çaba gerektirir. Tüm bunların bileşkesini oluşturan 15 Ağustos atılımı sömürgeci güç karşısında direnişi ifadelendirmekle birlikte esasında kendi sinmişliğine, kendini inkâra, öz kimliğe yabancılaşmaya karşı başlatılan bir direniştir. İç ve dış gericilik karşısında kendini savunma bilincinin pratik ifadesidir. Geldiğimiz nokta itibariyle 15 Ağustosun sonuçlarını birçok açıdan ele almak mümkündür.

Kürt halkına dayatılan fiziksel ve kültürel katliam, Kürdistan’ın klasik sömürge statüsünde tutulması, devletlerin kendi aralarındaki anlaşmalarda Kürt coğrafyasının şekillendirilmesi sonucu dört parçaya bölünmüşlük bölgesel ve uluslararası siyasetin sonucu olarak geliştirilmiştir. Özellikle birinci dünya savaşından sonra bölge dizaynının Kürt coğrafyasının bölünmesi üzerinden geliştirilmesi ve siyaset yapma zemini olarak el altında tutulması Kürt halkını savunmasız bir şekilde bırakmış, her türlü evrensel hakkın dışında tutularak katliamlara maruz kalmış, her devletin siyaset sınırına mahkûm olmuştur. Cumhuriyetin temel kurucu öğelerinden olmasına rağmen dıştalanmış, inkâr edilerek yok sayılmış, dilini bile konuşamaz hale getirilmiştir. Ama 15 Ağustos ve sonrası itibariyle yok sayılan kendisini var ederken yok sayan inkâr- imha siyaseti yenilmiştir. Hem uluslararası, hem de bölgesel güçler Kürt halkının varlığını ve direnişini görmezden gelecek, yok sayacak, onlara rağmen gelecek belirleyecek konumdan çıkmışlardır. ABD’nin bölge bekçiliği temelinde AKP şahsında diriltilmeye çalışılan Panislamist, Pantürkist hayaller siyaset düzleminde açıkça ifadelense de, Kürt halkının direnişi öncülüğünde gelişen halkların demokratik duruşu ve komünal yaşam anlayışı buna geçit vermeyecektir. Bu anlamda iktidar örgütlenmesi ve özgürlük karşıtları gelinen noktada sonuç almaktan uzak, ciddi bir sıkışmayla yüz yüzedir.

Kürt halkı açısından kendisine yabancılaştırılmış bir gerçeklikten, yani ölüm sınırlarından halkların özgürlüğünün öncülüğüne muazzam bir tarih büyük bedellerle yazılmıştır. Her türlü katliama maruz bırakılan, kimliği, kişiliği başkalaşıma uğramışken bütün varlığını aile içi mülk ilişkisine dayandıran geri-kaybetmiş bir toplumsal dokudan ayağa kalkma gücünü göstermek, kaybettikleri için mücadeleye girişmek ve kendini yeniden inşa ederek özgür Kürt kimliğiyle geleneksel-işbirlikçi Kürt arasına mesafe koymak devrimsel bir gelişmedir. Reber Apo öncülüğünde ve binlerce şehidin fedailiğinin yol göstericiliğinde Kürt halkı zihnini, yüreğini, duygularını, ölçülerini, yaşamını yeniden inşa etti, ediyor. Umutsuzca yere bakan gözlerden panzerlere karşı taşla direnmeye uzun bir direniş tarihi, umudun dirilişidir bu mücadele tarihi. 15 Ağustos öz savunmanın gerekliliğini pratikleştirmek anlamına gelirken Reber APO’nun özgürlüğü sosyolojik gelişim zeminine dayandırması yaklaşımından kaynaklı bu tarihle aktifleşen mücadelenin en önemli ayağı toplumsal değişimi sağlama yönünde olmuştur. Bu anlamda gelinen nokta itibariyle toplumsal ölçülerin ve statülerin özgürlük ölçüleri temelinde yeniden belirlenmesi ekseninde yaşanan gelişmeler kendini savunmanın temelde toplumsal özgürlükle mümkün olabileceğini ortaya koymuştur. Verili olanın belli düzeylerde aşılması, devlet otoritesi ve korkusunu sınırlandırırken daha fazla öz güce dayalı bir yaşam anlayışını ortaya çıkarmaktadır. Kişi ya da toplumların kendine aidiyeti içselleşmiş köleliği aştığı oranda gelişir. Bu anlamda mücadelemizin açığa çıkardığı en önemli kazanım bu gerçeğin bilincine varmak ve özgürlüksel gelişimin ölçütüne dönüştürmektir. Bunun esası ise kadın özgürlüğüdür.

15 Ağustos atılımı kadının da diriliş ve direniş tarihidir

Dolayısıyla insanlık adına kazanımların en önemlisi cinsiyetçiliğin karşısında duruş ve özgür kadın kimliği temelinde özgür toplumun yaratılmasıdır. Kuşkusuz bu Reber APO’nun ideolojik yaklaşımından kaynaklıdır. Buna dayalı olarak kadının gerilla saflarında yer alması, 15 Ağustos atılımına katılması toplumsal değişimin esasını belirlerken bu tarih aynı zamanda erkek egemenlikli zihniyet ve sistemi karşısında kadının da kendi savunma mücadelesini başlatma adımı olmuştur. Bu anlamda 15 Ağustos atılımı kadının da diriliş ve direniş tarihidir. Kendini savunmanın gerekliliğine varmak, bu ihtiyacı hissetmek kendini tanımlamakla mümkündür. Bu anlamda kadın özgürlüğü temelinde toplumsal özgürlüğün gelişimi mücadele tarihiyle iç içedir. Bilinç savunmayı, savunma kendi sınırlarını genişletmeyi, bu da öz irade gelişimiyle kendine aidiyet gücünü daha fazla yoğunlaştırmaktadır. Beritanlardan Zilanlara, Semalara, Viyanlara, Yıldız, Nuda, Maria, Şirin Elemhuli ve binlerce değerine ve bunun açığa çıkardığı anlama kadın hareketi bu mücadele tarihiyle kavuşmuştur. Gelinen nokta itibariyle bu anlamı büyütmek, kadın özgürlüğünü erkek egemenlikli zihniyet ve sistem karşısında toplumsal zeminde alternatif bir sisteme dönüştürmek, sistem içileşmeye götürecek boşlukları doğru tespit ederek çizgi mücadelesini cins mücadelesi temelinde yükseltmek kendini savunma bilincini süreklileştirmek gerekmektedir.

15 Ağustos direnişin sembolüdür

15 Ağustos halklar adına özgürlük talebi olan kesimlerin direnişinin sembolüdür. Önderlik ideolojisi halkların özgürlüğünü esas alan kapsamıyla Kürdistan Özgürlük mücadelesi somutunda kendisini ifadelendirmektedir. İlk günden bu yana sosyalist içeriğiyle kendisini yapılandıran PKK değişik halk kimliklerini taşıyan kadroların bir arada yer aldığı temel bir mücadele aracı olmuştur. Dünya genelinde tıkanan ve sistem içileşmeye evirilen klasik sol gerçeğinin yanı sıra 12 Eylül cuntasının eziciliğinde ağıt yakmanın ötesine geçemeyen marjinal örgütler karşısında PKK’nin 15 Ağustos çıkışı halklar adına umudun dile gelişidir. Nihayetinde açığa çıkan mücadele birikimi halkların özgürlük eğilimini canlı tutarken gelişen halk isyanlarının temel kaynağını oluşturmuştur. Önderliğimizin paradigmasal açılımıyla meşru savunma tanımı, bu anlamda özgürlük adına zoru yücelten değil ama kendini savunma adına örgütlü karşı koyma temelinde gerektiği kadar şiddet anlayışı devleti üreten tuzağa ve savunmayı aşan şiddet yaklaşımına düşmeden en güçlü bir şekilde halkların kendisini özgürleştirme imkânını yaratmıştır. Dağlarda yükselen direniş, kesintisiz sürdürülen mücadele halkların geleceğini özgür kılma hedefini temel almaktadır. Bu anlamda 15 Ağustos direnişi ve bunun günümüze kadar süren mücadele diyalektiği bilimsel sosyalizme dayalı önemli bir birikim açığa çıkardığı gibi halkların özgürlük mücadelelerinin temel zemini olacak bir nitelik kazanmıştır.

Mücadelenin olmaza dayandırıldığı koşullarda Önderlikle yoldaşlık temelinde 15 Ağustos adımını atan, içerisinde yer alan tüm yoldaşları saygı ve minnetle anmak, esasında da yenilgili ruh halleri karşısında başarma tutumlarının devrimci özünü görmek ve bunu kişiliğimizde, duruşumuzda güncellemek önemlidir. Devrimcilik ideolojik bilinç-örgütsel duruş ve pratik adımdır. Bu gerçeklik 15 Ağustos’u gerçekleştirenlerin formülüdür, Agit yoldaşın tanımı, kimliği, kişiliğidir. Günümüz perspektifini kazanımlarımıza dayandırırken Agit yoldaşın bu kazanımlar içerisinde Özgür Kürt ve Özgür erkek duruşu olarak somutlaşan yönlerini görmek ve bunu ölçüye dönüştürmek önemlidir. Önderlikle göreli değil, ilkeler temelinde bilinç ve yürek yoldaşlığı, bunun pratik çabası, bu temelde halk örgütlülüğü kadar askeri açıdan taktik öncülük ve bunun toplam ifadesi olarak komutanlık Agit arkadaşın ifadesidir. Bu ifade PKK mücadele tarihinin kahramanlık geleneğinin somut ifadesidir. O halde günümüz görevleri kapsamında 15 Ağustos’u karşılarken Önderlikle ilkeli yoldaşlık ve bunun muazzam çabası, halklarla birliktelik çizgisine dayalı demokratik ulus anlayışı, özgür kadın-özgür toplum esasına dayalı ahlaki politik toplumun inşası şehitler çizgisine bağlılığın gerektirdiği duruş ve pratik görevlerdir. Bu gerçeklikten hareketle 15 Ağustos’u Reber APO’nun esaretinin sonlandırılması temelinde halkların konfederal örgütlenmesini sağlamak, bu temelde o adımı zaferle buluşturmak hareket olarak sorumluluğumuz olmakla birlikte bu örgütün militanları olarak var olma nedenimizdir.

Şafak ARYEN