Dersim Günlükleri 3

 

MASAL KÖYÜNDE YENİ BİR YILA GİRERKEN

Yeni bir yıla girmenin heyecanı ile başlarken, gökyüzü siyaha dönmüş ay çoktan kaybolmuştu, ince ince yapan kar yerine bulutlar ve sis sarmıştı etrafı, kaybolmuştu yıldızlar, tutmuştu etraftaki sis zirvelere, bir güneşti göreceğimiz dağlar, ardına yürüyüp gittiğimiz yollar bu dağlardır. İçimizde coşan nehirler coştukça umutlar hep artardı. Tıpkı bir mum etrafında duran on dört kadın gibi, her bir arkadaşın yüzüne vuran alev kızıllığında, durup adalara adalardan da öte ufuklara takılırdı gözler, ruhların her bir yerinde fırtınalar kopuyormuş gibi, gülen yüzler etrafa saçıp yayılıverirdi. On dört kadının mum kızıllığıyla beraber gözlerden sevgi umut akarcasına yansıtırdı. Mum ışığının kızıllığına ve yoldaşlığın derinliği hissediliyordu, yükselen ateşin alevi takılı kalan on dört kadının gözleri ile dillendirmişti, her biri habersizce aynı sevdalar tutulmuştu,   Mutluluk, sevgi aşk akıyordu gözlerde, 31 ve 1 Ocak arası akşamı moral, halaylar, çekilişler, gülen yüzler ve kahkahalar yankılanıyor etrafa, bir de yapılan skeç ve hediyelerin dağılacağı an geldi. Etrafa öyle büyük bir heyecan sarmıştı ki, çünkü her bir arkadaşın gözünden, pırıltılar dökülüyordu.

Kendini bu koca ömre adayan Rojda Mardin arkadaş hala çok çok canlıydı. Gözlerinde sevgi damlası akan Eylem Konya arkadaş, uzun saçlarıyla halayda…

Gerilla yoldaşlığına giden derin mutluluğu yaşayan Edessa. Cejna arkadaşta çekiliş paketini soğan ile yansıttı. Anlatılmayan duygularla bu dağların penceresinden gülümseyen esmer güler yüzlü, bir de Jindar Ezgi arkadaş var, o da fotoğraf çekiminde… Umudu, güzelliği yaşamın tüm renklerini birebir yaşan Sarya Kamışlo arkadaş, yine bir türlü yerinde duramıyor. Zamanın hızı ile yarış yapan geleceğe dair umularla olan Tarihçimiz Raperin Koçer arkadaş yine elinde kitap var.

Bembeyaz karları eriten ve suları yüreğinde coşturan Amedin ve Mecnunu Dorşin Amed arkadaş yine hiperaktifliğini ve rengini yansıttı. Çığlığını hüznünü dağlara ekmiş gizli yeteneklerini yavaş yavaş açığa çıkaran Berfin Arkadaş.  Birde kampın en şanslı kadını olan hediyelerin içinde boğulan Veroz Leheng (Munzurlu) arkadaş ve bir ışık daha gökyüzünden düştü Helin Mardin arkadaş onunda ilk kez halaya tutuştuğunu gördüm küçük bir gelişme. Bizi güldürmekten ağlatan Amedin Mecnunu ile olan Leyla vardı, bir de adı Evndar Amed oda ayrı bir renk. Birde ıssız adalarda çekiliş paketini kaybeden Sema Lice arkadaş var, talihsizlik başına vurdu, üzgünümüm. Halayda kambur oynayıp başını sık sık duvarlara çarpan iki metre olan sevgili Delila Çewlik arkadaş. Ve ben diyorum ki, hepsinin izdüşümleri bende her zaman canlı hatırımda ve yüreğimde saklı olacak. Böylelikle yeni yıl gecesini filmle sonlandırıldı, umut ederiz 2014 yılı Kürdistan halkına Önderliğe Zafer ve Barış yılı olacaktır.

01 Ocak 2014

YÜREĞİN TÜRKÜSİYLE SESLENDİKLERİMİZ: ZİLAN, CEYLAN, BERİTAN’A

Dağlarda kurşun sesi gelirdi kulaklarımıza,

Namlunun ucunda çırpınırdı yüreklerimiz,

Kan akardı, derelerimizden

Derelerimizi büyüten Zilan, Ceylan, Beritan’lar

Bu dereler bize bir demet yağmur damlası getirirdi,

Bir nefeslik, kaldığımız dağların ardına,

Bütün çiçekler yüzünü döndürürdü

Ülkemizn uçsuz bucaksız yaylalarıynda

Nakış oldukları sevinç, hüzün, aşk

Kanıyla suladıkları topraklarda

Mısra mısra akan yaşam öyküleri ile

Uçan kuşun kanatları gibi

Çöl rüzgarları esiyordu,

Zilan, Ceylan, Beritan’ların saçlarında

Dersim dağlarında aya ışığının doğuşu ile

Yüreğimin türküsü ile seslene

Seslene, gide gide…

Dersim’de şehit düşen Zilan, Ceylan Ve Beritan arkadaşların anısına…

12 Ocak 2014

KANAMASIN YÜREĞİN

Sus yüreğim yine sus

Sus, sus ki kimse

Ne ağladığını bilsin

Ne de kanadığını görsün

Kapat yaralarını

Sakın tutmamazlık etme gözyaşlarını

Akıtma kinini, öfkeni göz pınarlarından aşağıya

Kanayan yarana ‘Yeter’ de!

Kanamasın gayrı!

Yaranı taşlara vur büyüt öfken gibi!

 

Sen miydin deli dolu yiğitleri yaratan?

Sen miydin onlara yaşam ve sevgi ateşini veren?

Sen miydin yüreklerinin içine halkımın özgürlüğünü işleyen?

Ey bilge insan!

Sen miydin Rojhatları Güneş gibi yaratan?

Sen miydin Çekdar gibi Kürdistan’ın

Sen miydin Mezopotamya’nın bir ucundan öte ucuna güzellik saçan?

Sen miydin Fırat gibi Kürdistan’ı besleyen

Sen miydin Mahabad’ı tekrar canlandıran?

Sen miydin nice canlarının hesabını sormak için bizi ayağa kaldıran?

Sen miydin dört parça yüreği bir parça eden?

Sen miydin intikam ile Munzur’u coşkunca akıtan?

Sen miydin Cilo’nun heybetini Kürt gençliği heybeti ile buluşturan?

Beritan’ı Xakurkê’den dünyaya özgürlük yayıcısı kılan?

Ey insan

Ey bilge insan

Sen bir mucizesin Öcalan

 

2012 yılında şehedate ulaşan tüm yoldaşlara

Dorşin Amed

14 Ocak 2014

MASAL KÖYÜMÜZDE İŞLER KARIŞIK…

Allandıra-ballandıra bitiremediğim köyümüze nazar değdi galiba. Ne mi oldu? Sularımız kesildi. Uzun zamandır hem de! Karda yağmıyor bir türlü… Anlayacağınız, yaşam koşullarımız gittikçe zorlaşıyor. Aklımıza gelen her yöntemi denemeye kalkışacağız, bu gidişle. Bir kurban mı versek acaba, diye düşünüyoruz bazen. Bu konuda en çok, yenimiz Veroz arkadaşa takılıyoruz; “ taze kandır, belki doğa anamızın hoşuna gider” diyoruz. Hatta Evindar arkadaşın dediğine göre, hava bulutlandığında, evin en büyüğü olan arkadaşlar, 7 taş üst üste koyarsa, yağmur yağarmış. Ey bizde de, ben, Rojda arkadaş ve Edessa arkadaş, en büyüklermişiz evde. Bunu da yapmayı düşünüyoruz. Yağmur dualarını bilsek, onları da edeceğiz. Ama onları da bilen yok… Sultan Baba’ya, Zel Ana’ya, Düzgün Baba’ya, Munzur Baba’ya dua etmekten başka çaremiz yok. Biliyor musunuz? Arkadaşları görseniz, gözerinize inanmazsınız, her saat başı radyo ellerinde can kulağıyla hava durumları dinleniyor. Sanırsınız ki, çok önemli bir gelişme dinleniyor. Bu konuda da, en ödüle layık arkadaşlarımız, Sarya arkadaştır. Saat başı, hem haberleri hem hava durumlarını, kaçırmadan dinler, en ufak gelişmeleri hemen aktarır. Bazen de, kulaklığı takıp dinlediğinde, orada çıkardığı ürkütücü sesler, yüreğimiz ağzımıza getiriyorsa da, sonradan bakıyoruz ki, durum o kadar da korkunç değilmiş… Anlaşıldığı kadarıyla, genel kurak geçen bir yıl. Birçok yerde, ciddi su sorunları doğabilirmiş. Gerilla da, elbette etkileniyor bundan. Kurak, susuz bir pratik, her yönüyle dezavantajlıdır. Ayrıca, halkımızın yaşayacağı zorluğu, kuruyan tarlaları, bağ-bahçeleri düşünmek de üzücü. Dünyanın, i, doğanın geldiği, getirildiği durum, ürkütücü gerçekten. Bazen, geçmişteki büyük gazaplara uğrayabilme ihtimalinin yakın oluğu düşünüyorum. Yine de ders alınmıyor, sonuç çıkarılmıyor ne yazık ki!

Bizlere gelince: kendimizce tedbirler almaya çalışıyoruz. Yakınımızda bulunan dereden su çekiyoruz bidonlarla… Bu iş, bir yanıyla zevkli, hareket etmek güzel, temiz hava almak da öyle… Ama riskleri de var. Bundan dolayı, sık sık yapamıyoruz ve getirdiğimiz suları, çok dikkatli ve duyarlı kullanıyoruz. Ve umutla karın yağışını bekliyoruz.

20 Ocak 2014

 

MASAL KÖYÜMÜZDE KUTLU GÜNLER YAŞIYORUZ

Günlerdir özlemle beklediğimiz kar ve yağmur, dünden beri, köyümüze uğramayı ihmal etmediler. Ne kadar minnettarız. Çok şiddetli ve ihtiyaçlarımız karşılayacak düzeyde olmasa da, gelmiş olması bile harika.

Sisten görüş alanının azalması, ıslaklık yere değen damlaların ve kar tanelerinin şirin şıpırtısını, öyle çok özlemiştik ki! Moralmen umudumuz arttı. Dün, yine suya gittik. Bu görev, çok zevkli olduğu için, tüm arkadaşlarda adeta bir yarış var. Dün, biraz da odun attık içeriye, çünkü içerdeki stok bitmeye doğru gelmişti. Şimdi, içerde epey odunumuz var. Bir de suyumuz tekrar aksaydı, çok güzel olurdu. Bu arada, günlerdir biz de coşku ve sevinç yaratmış olan haberi de vereyim. Rojava’da Demokratik Özerklik, Cizre Kantonunda ilan edildi. Bunu duyduğumuzda, adeta hepimiz tarihe gidip geldik. Tarihin kuytuluklarında kaybedilmiş Kürtler, nasıl da diriliyorlar, hem de öyle bir dirilme ki, tüm dünyanın şoka uğradığı bir dirilme… Yüzlerce yılın ölü toprağı, öyle bir atılıyor ki, gövdenin üzerinden, bunu artık kimse durduramıyor. Artık bir statümüz var… İdeolojimiz, felsefemiz, ruhumuz, kimliğimiz, sistemimiz var… Bunu anlatabilecek kelimelerim yok. Yüreğimizde atan o sesi, çığlığı anlatabilmemin imkânı yok! Ama tüm yoldaşlarımın ve her parçadaki halkımızın her bireyinde, bu sesin yankılandığına inanıyorum. Kutlu günler yaşıyoruz. Kürtlerin doğunun kutluyoruz. İnsanlık tarihi, binlerce yıldır ihmal ettiği ve unuttuğu, öz evladının tanini, kokusunu, sıcaklığını bağrına basmaya hazırlanıyor. Kutlu olsun hepimize, ne kadar sevinsek azdır. Binlerce yıl, yılmadan, inatla direnmiş halkımızın, önderlerimizin mirasıdır bu kazanım. Kurti kabile direnişlerinden, Zerdüşt’e, Mani’den Astiyag’a, Babanzade’den, Bedirxan’a, Şeyh Sait’ten Hoybun’a, Alişer’de,  Seyit Rıza’ya, Simko’dan Qazi Muhammed’e… Adları bilinmeyen binlerce yılın direnişçi halkının, tüm onurlu kesimleri ve bu halkın güzel çocuğu PKK ve onun yaratıcısı, güzel insan Önderliğimize kutlu olsun… Şehitlerimize kutlu olsun… Hepimize Kutlu Olsun!

23 Ocak 2014

MASAL KÖYÜMÜZDE TEYİT ETTİK: SU HAYATTIR!

Beklenene kavuşmak, ne de güzel bir duygu… Lapa lapa kar yağışını görebildik nihayet. Görmeyin sevincimizi. Her yer bembeyaz şimdi. Gece-gündüz kar yağıyor, kâh ince ince, adeta, toprak anayı incitmemek istercesine, kâh kocaman tanelerle, gelişimi hemen müjdelemek istercesine… Velhasıl, artık tüm ihtiyacımızı karşılayabiliyoruz, ölçü ile su su kullanmaya Son! Su hayatmış gerçekten…

Eğitimimiz son sürat devam ediyor. Parti Tarihi görüyoruz. Hem son savunma paralelinde hem de Cu arkadaşın anlatımlarından, anlamaya, kavramaya, özümsemeye çalışıyoruz. Kıran kırana zihniyet çatışmaları yaşıyoruz. Bu, güzel tabi. Eskiye, sisteme ait ne varsa, onlardan kurtulmaya çalışıyoruz. Zor ve sancılı geçiyor tabi. Olsun, bu mücadele bizleri temizliyor. Ruhumuzu, duygumuzu, düşüncemizi, kısacası her şeyimizi. Beynimizdeki kalıpların kırılma seslerini işitir gibiyim. Paramparça olsunlar! Her arkadaş, bir savaş meydanı gibi, yenilgiler, kazanımlar ve yaralarıyla, kendini yeni baştan yapmaya çalışıyor. İçte yaşananlar, büyük alt-üst oluşlar, gerginlikler ve farkındalıklar… Bu yüzden, zaman zaman ani gerilimler, refleksler yansıyor. O anlık daralmalar, kızgınlıklar yaşansa da, aslında hepsi, bir OLUŞ sürecinin yansıyan sancıları, zorlanmaları… Yenilenmek, değişmek çok zor… Her kes, bir şekilde, bu hakikatle karşılaşıyor ve o zaman çok önemli bir kavşakta buluyor kendini. Ya ger adım atıp, varolan haliyle yetinip, hayatın kendisine bahşettiklerine şükrederek vaktini dolduracak, ya da yaşamın merkezine dalacak yürekle, acısını ve mutluluğunu karşılamaya hazır bir bilgelikle, doyasıya yaşayacak, büyüyecek, olgunlaşacak, dolup-taşacak ve kendi haliyle yetinmeyerek, kendinde yeni doğuşlar yaratacak durmadan… Tercih, hepimizin önünde. Zor olanın farkında olarak, üzerine gitme karlılığı ve çabası lazım. Gerililiklerimiz öylesine sadık ki… Bize sırt çevirmemek, adeta varoluş amaçları. Ne zaman, birisinin yakasına yapışsak, o da yapışkan ellerini boğazımıza geçirip, bizi nefessiz bırakıyor. Nefesinin iğrenç kokusunu, yüzümüze üfleyip, salyalarını gülüşlerimize akıtmakta. Kendisini acındırıp, onu terk etmememiz için, yalvarırcasına rol yapmaktadır… Varlığımızı, bir an bile unutmuyor. İşte, böyle bir düşmana karşı savaşmak, hiç de kolay değil. Ama başka yol yol ki! Yenilenmek, değişmek, değişmek… Tek seçenek bu!

27 Ocak 2014