21. Yüzyıl Önderliğin ve Kadının Özgürlük Yüzyılı Olacaktır

kadinordulasmasi sitehali copy

Yaşamın simgesi olan kadın “Jin” doğal toplumdan, hiyerarşik topluma kadar ki sürede kadın yaşamın “Ana Simgesi” rolünü oynamıştır. Kadın, doğal toplumda yaratıcı, eşitlikçi ve emeğiyle toplumu kendi etrafında toplayan ve yaşamın öncülüğünü yapmıştır. Kadın hiçbir zaman haksızlığa gelmemiş, toplumda

ahlak boyutunda çıkan sorunlara taviz vermemiştir. Bundan kaynaklı yaşamda sevilen, saygı gösterilen ve yaşam yaratıcısı “TANRIÇA” konumundaydı.

Yaşlı ve tecrübeli erkeğin kadınların yaşamda bu kadar etkili olduğunu görünce kadını kendisine karşı bir tehlike yarattığını ve bunun sonucunda kadına karşı kıskançlık duygusu ön plana çıkmıştır. Bu temelde yaşamın anlamı ve temel varlığı olan kadının ilk olarak kadına ait olan toplumsallığına saldırmakla beraber tüm yaşama saldırılar da bulunarak bir toplumu yok oluşa sürükledi. Bu yeni yaşamda kadın zigurratlarda hapis edilmeyle yüz yüze geldi. Buna karşı her ne kadar direniş sergilense de, erkek egemenlikli zihniyet vahşice ve barbarca kadına karşı saldırmaktaydı. Bu saldırıları toplumun yaşamını ve varlığını yok oluşa sürüklemiştir buna bağlı olarak erkek egemenlikli zihniyete geçiş, çağın yarattığı canavarlaşmış ve barbarlaşmış toplumuna geçiştir.

Sistemin kadın şahsında toplumda yarattığı tahribatlar her geçen dönemde daha da büyüyerek kartopu misali çığlaşmış ve topluma bütün kötülükleriyle bulaşmış bir durumdadır. Yani çağın yeni kadın ve toplumu ön plana çıkmıştır. Kadın yaşamın özgürlüğü, politik ve ahlaki realitesiyken, günümüzde varolan zihniyetle oluşturulan kadın bugün köleci yaşamla bütünleşmiştir. Kadın yaşam sembollüyken, doğurganlığıyla insan yaşam tarzını “toplumsallığı” oluşturan kadın, artık bu toplumu nasıl oluşturacaktı?

Özgürleşen insan; tarihin, toplumun ve hakikatin anlam gücüne varabilen insandır. Her geçen gün kadınlar acılı ve sancılı dönemiyle yeni yaşam tarzına adım atmak zorunda bırakılmıştır. Kadının geldiği bu tarih kapitalist sistemin etkili olduğu günümüz tarihidir. Bu tarih (kapitalist sistem) kadın karşısında en büyük tehlike olarak görmekte buna karşı kadınla yürüttü savaşta kadına “meta kraliçesi adını vermiş ve kadına meta olarak yaklaşmaktadır. Bu savaşta her gün yüzlerce kadın taciz ve tecavüz edilmekte, katliamdan geçirilmektedir. Yürütülen kirli savaş salt kadın üzerinde değil, tüm topluma karşı uygulanmaktadır. Bu yüzden toplum bireyleri bilinçli olarak bu konuda cahil bırakılmaktadır.

Böylesi bir sistemin dayatılmasına karşı dünyanın birçok yerinde hala kaybedilmek istenen otorite ve kültürü koruma direnişi gösterilmektedir. Bu çerçevede Jineoloji’nin çıkışı salt kadın bilimi değildir. Jineoloji sosyolojiktir, günümüz bilimidir. Önderlik 2008 yılında kadın sorunun sosyolojik sorun olduğunu dile getirmiş ve Özgürlüğün Sosyolojisi Savunmasında Jineoloji kavramına dikkat çekmiştir. Yani Jineoloji; toplumu günümüzü, tüm varlıkları ele alıp değerlendirmektedir. Diğer bilimler gibi eril ve cinsiyetçi değildir. Kapitalist sistemin yarattığı bakış açısında göre toplumu değerlendirme ön plandadır. Pozitivist bakış açısından kaynaklı, bilimlerin çoğu toplumu, doğayı ve canlıları ele alışı parçalıdır, bütünlüklü değildir. Jineoloji ise yaşamı tüm realitesiyle ele alıyor. Toplumun yok oluşa doğru nasıl gittiğini, nasıl bilinçsizleştirdiğini kadın öncülüğünde, topluma da kavratmaktadır. Topluma kazandırılan felsefenin, bilimin ve mücadelenin kaynağında bir gerçeklik olarak kadın gizlidir. Fakat çoğu kez kadının emeğine el konularak erkek kendisine mal eder. Jineoloji’nin amacı ise toplumu tüm gerçekliğiyle ele alıp, değerlendirmedir. Bunun için Önderlik “ Kadın sorunu çözülmeden, hiçbir sorun çözülmez” değerlendirmesi yapıyor. Yani toplumu gerçeklikleriyle yüz yüze getiren kadın olacaktır., demesi toplumun kölesi sisteme yok deyip direniş başlatmasıdır.

Kapitalizmin önce “Kadını Vurun” emriyle kadınları ebedi ölüme mahkûm etme yaklaşımlarına karşı olarak Önder Apo’nun “Önce kadınları Kurtarın” demesi, kadın devrimin gelim ruhuna işlemiştir. Bu nedenle kadın direnişinin gelim ruhuna işlemiştir. Bu nedenle kadın direnişinin zafere ulaşması için varolan düzenden kopuş, ‘metaların kraliçesi’ konumundan bir an önce kurtulma formülleri işletilmeye başlanmıştır.

Buna göre Önderlik kadın özgürlüğü ve topum özgürlüğü için Jineoloji’yi başat rol olarak göstermektedir. Toplumun özgürlük arayışına girmesi için öncelikle topluma kadını tanıtıp, asıl yaşamın öncü gücünün kadın olduğun benimsetmek gereklidir. Yani özgürleştireceğimiz kadın, özgürleştireceğimiz toplum olacaktır. Bu hakikat yolunda JİNROLOJİ aydınlatıcı bir bilimdir.