Ateş, Aşk, Newroz!

newrozsehitlerianisina site

Ateş, odunun güzelleşme mücadelesidir.” diyordu mavi kıvılcımların sonunda hala yanmaya devam eden oduna bakarken. Bunu, Kürt kadınının özgürlük yolunda ordulaşmasının adımına vesile olan Beritan Hevi söylüyordu. İlk haliyle Dersimli, Kemalist, Gülnaz Karataş adında yaşamın kaybolduğu bir şehirden yaşama katılan kadın söylüyordu. Ateş diyordu, güzelleştirir, ruh verir, yaratır.

Eritirken yaratır diyordu Beritan. Eritirken acı verirken var eder, oluşturur diyordu. Adı ateşken, varlık olur. Adı ateşken fikir olur, duygu olur, his olur. Adı ateşken göz olur görür, kulak olur işitir, yürek olur şahlanır yanan bedenin kıvrımlı dansında. Adı ateşken tarih olur, kadın olur evren olur. Adı ateşken sur olur, Nısebin olur, Almanya olur. Adı ateşti. Zekiye oldu, Rahşan oldu, Ronahi Berivan oldu. Bir asrın çizgisini oluşturan ruhu diğer asrın kadınlarının avuçlarına veren Beritan oldu. Ateş çizgi oldu, aşk havarilerinin buluşma mekânı oldu. Ateş zaman oldu. Zamanın adı kadın oldu.

Aşk diyordu kâinatın tüm aynaları. Aşk, vardan yok eden, Yok’ tan Var’ı yaratan. Bir inancı simaya nakış eden, bedeni yürütüp ruha ad veren. Aşk diyordu bir inancı güzelliğinde seven tüm kadınlar. Aşk tutkudur, erdemdir, son halidir gözlerin, bizi yaktıkça güzelleştirendir. Güzelleştirdikçe özgürleştiren, özgürlüğü zor kılandı, cefa veren acı verendi. Zalimliğin karşısında direniş gücü veren, gittikçe dişlerimizi sıkarak yüreğimizi çelikleştirendi soysuz celladın karşısında… Aşk, ateşe bürünmeydi, doğurmaktı mavi kıvılcımları zamanın rahminden. Beyinde köleliği yayan ur ’un damarlarını kesen ilk kılıçtı. Zincirlerini kırmaktı, hudutlarını yıkmaktı, sınırlarını kaldırmaktı, özgürlüğün ilk nefes alış verişinin adıydı aşk. Aşk ateşti.

Ateş, Diyarbakır oldu yanan kibritlerin külü zindanların duvarlarını kararttığında.

 Ateş, Kadife Kale’ nin yoksul taşları oldu aktı ülkemin en direngen bucağına Rahşan’ ın gençliğini sürünce kendine.

Ateş, Sur oldu Zekiye, Mazlum’ un sesini duyduğunda. “Sen, “direnmek yaşamaktır” dedin bak, Kürdistan kadınları feda ediyorlar kendilerini sessizliğine ses olan direnişe. 

Ateş, Elbistan oldu birleşti Dersimle, iki beden tek beden oldu kucaklaştı suyun dalgasında, Ronahi oldu, Berivan oldu, ikisi bir oldu. Ateş, bir duman oldu evrene dağıldı. Ateşi suyun bağrına yatırdı.

Ateş, gurbette hiç tanımadığın bir dilde, görmediğin yerlerde, dört duvarın bir dip köşesinde sahipsiz bir kül oldu. O küle an denildi, anlam denildi. Ve Eser, PKK’ nin şehidi oldu. Ateş, iman edilecek olan kıblenin kapısı oldu.

Ateş, bedenden köprü oldu, Dersim’de tanrıçalaşan kadını selamladı, soylu eylemlerin buluşturucu oldu. Ateş, 8 Mart’tan 21 Mart’a bedenini köprü yapan ve özgür kadın ve erkeğin buluşmasını sağlayan kadın duruşu oldu. Sema Yüce oldu, Fikri Baygeldi oldu. Ateş hakikatten pay alan yoldaşlığın buluşma yeri oldu.

Ateş, Azrail olup zulmü yayan zalim cellatların başlarına üşüşen Mardin gecesi oldu. Ateş, çatışma oldu on birlerin toprakla buluşması oldu. Ateş, Azrail oldu zalime, Azrail gerilla oldu, gerilla Kamuran Dündar oldu on birleri tamamlayan gecede.

Ve ateş direndi, yandıkça yandı ve yaşamı açığa çıkarttı, ateşin direnişi yaşam oldu, direnmek yaşamla ad buldu.

Ve ateş direndi, direndikçe yeniyi ortaya çıkarttı, yeniliği oluşturdu. Ve ateş Kürdistan’ın dilinde Newroz oldu.  

Newroz; yeni günün adı newroz, yeni günlerin adı newroz, yeniliklerin adı newroz. Newroz ‘ un rengi baharın yeşilliğinden, sonbaharda dökülen yaprakların kızıl rengini aldı savaşçılarının kanlarından.

 Newroz ten kokar, sararken kendini ateşlerine çocukları. Kül kokar Newroz, kendini yeniden yaratma peşinde olan savaşçıların arayışında. İnsan kokar Newroz, bütünleşirken insanlığın yaratıcılarıyla. Direniş kokar Newroz, milad belirlerken Kürt halkına. Newroz, ateş olur, ateşin adı aşk olur.

Newroz, dört duvarların sesi olur, hücre hücre çoğalırken vahşetler zindanlarda.  Lâl’ın yankısı olur çığlık çığlık vururken yüzüne cellatların. Yankılar çoğaldıkça çoğalır isim bulur, slogan olur dillerde can bulur. Newroz; “yaşamak direnmek olur!” akın akın meydanlara hücum ederken halklar. Serhıldan olur yayılır sokaklara. Newroz Ronahi olur, Berivan olur, Kemal olur, olur bayrak bayrak Kürt gençlerinin elinde. Zekiye olur, Mazlum olur, Rahşan olur, olur sancı çeken her annenin rahminde. Sema olur, Fikri olur, Eser olur savaşın zihniyet delhizlerinde…

Newroz kan rengidir, ateş rengidir. Bahar rengidir Newroz, dallarında açan ilk tomurcuk gibi. Bahar rengidir Newroz, gelinciğin ilk kızılı gibi. Güneş rengidir Newroz, yaklaştıkça kendi rengine bürünür, rengini verir sana ışınlarıyla kucaklaşınca. Güneş’tir newroz, net, keskin ve vurucu. Güneş kokar Newroz, yarattığı değerlerin kokusunu serpti ateşe. Güneşin sesidir Newroz, çünkü yeniden ses verdi sesi çalınmış olan Kürdistan topraklarına. Newroz Güneştir!

Bunların hepsiydi Newroz. Sizde bu direnişe bir değil binlerce tanım getireceksiniz biliyorum; çünkü biz baharı ve kışı beraber yaşayan halkların ortak çocuk, evlatlarıyız. Kulak verelim mi şimdi Newroz’a, sahi ne diyordu Güneşimiz; “Bu kişilikler ne susar, ne durur, ne yorulur, ne yıpranır. Kahramandır, tutkuludur, yiğittir, çözümleyicidir. Bunlar partimizin gerçeğidir ve savaş çizgimiz de esasta gücünü buradan alıyor. Bu, tepeden tırnağa bir savaş. Biz Mazlumların en zor koşullarda bir kibrit çöpünün bile yakılmasını en büyük eylem olanağı olarak değerlendirdiği ortamda gösterdikleri yiğitliği, bu imkânlarla mutlaka göstereceğiz. Onların o koşullarda kahrettikleri düşmanları biz bu kadar zapt edilemez savaş alanlarında mutlaka savaşacağız ve kazanmasını bileceğiz”

                                                                                                            Parti Önderliği

Bedenini aşka yatıran ateşin yoldaşı olmaya ant içmiş ve şimdiden kazanan Leyla Güven’e saygılarımla…

                                                                                         Gerillanın Kaleminden