Kendimizi ve Süreci Bilerek Direnelim, İmralı Tecrit Duvarlarını Yıkalım!

kadinin dilinde onder apo ya mektup

Tecrit, yaşadığımız dünyada, çağımızda, kapitalizmin insanlığa reva gördüğü bir saldırı biçimidir. Günümüzde kapitalist-emperyalist sistem neo liberal ideolojisiyle, yüksek teknolojisi ile her anına tecavüz ettiği yaşam tarzı ile tam bir tecritti dayatmaktadır. İnsanı, birinci doğası olan doğadan, ikinci doğası olan toplumdan kopartarak toplumu kırmakta, bireyi kırmakta, bu anlamda doğayı da kırmaktadır.

Gözü kara bir sistemdir kapitalist sistem. Çünkü çürümüş, yozlaşmış karakteri ile başka da kendini ayakta tutma, yaşama şansı yoktur. Tek şansı budur. Tecriti yaşamın her alanına dayatmak…

İşte Başkan APO’ya İmralı’da uygulanan derinleştirilmiş tecrit politikası ve saldırısı da tamamen bununla bağlantılıdır. Burada büyük bir savaş vardır. O’nun şahsında insanlığın toplumsallığı ve bireyin iradesi, İmralı sistemini yönetenler şahsında da insanlık ve birey düşmanları amansız bir biçimde savaşmaktadır. Sistemler savaşıdır bu. Başkan APO, çağımızda ezilenlerin Kürdistan zemininden yükselen Önderliksel sesidir, rengidir. Özgürce haykırmak isteyen, anlamlı yaşamak isteyen kadınların elinden tutanı ve daha da önemlisi eşit ve özgürce birlikte yürümek, koşmak isteyenidir. Farklılıklarla, özgünlüklerle büyük bir aşkla yaşama koşanıdır. Bir karıncayı ezmeden, atın, serçenin gözlerinde anlam arayan, bir çiçeğe duyduğu aşkla kendini arındıran, doğayla yakaladığı uyumla kendini yeniden yaratandır. Başkan APO bir insanlık, toplumsallık aşığı, kadın özgürlük mücadelesi tutkunudur.  

Başkan APO, mücadelesiyle, kişiliğiyle, önderlik tarzıyla, yaşam tarzıyla bir özgür yaşam alternatifidir. 7 yaşından itibaren başladığı bu alternatif olma mücadelesi, PKK’nin kurulması ve büyütülmesi süreci ile daha farklı bir boyuta tırmanırken, İmralı’daki eşsiz direnişiyle de bu zirveleşmektedir. Bu direniş, bireyin, halkların ve kadınların özgürlük direnişini her anında, gününde daha da büyüten, büyük bir direniştir. Sadece çağımıza da değil önümüzdeki çağlara yön veren, büyük bir direniştir. Teslim olmayan ve onun da ötesinde her direndiği anda özgürlük ideolojisini daha da sağlamlaştırarak yayan bir etki gücüdür. Her direndiği anda anlamını büyüten, toplumsallığını zirveleştiren bir etki gücüdür bu.

İmralı tecriti herhangi bir tecrit değil iken, İmralı direnişi de herhangi bir direniş değildir. Her anı ve saniyesi tarih yaratan bir direniştir. Başkan APO direnişiyle yeni yaşam öncülüğünü geliştirmekte, insanlığa bu konuda ışık tutmakta, büyük düşünceleriyle, anlamlı yaşam tarzıyla, özgür ilişki tarzıyla insanlığın yolunu aydınlatmaktadır. Kürtlüğe uygulanan soykırım, insanlığa uygulanan toplum kırımdır, kadınlığa karşı uygulanan kadın kırımdır, doğaya uygulanan doğa kırımdır. Ve bunu en güçlü biçimlerde tarih ve çağ çözümlemeleriyle çözümleyen Başkan APO, çirkin, çıplak ve maskesiz kapitalist dünyayı deşifre etmekte ve insanlığın gerçek düşmanını net bir şekilde göstermektedir. Bu nedenle üzerinde tam bir düşmanlık politikası uygulanmaktadır. Kapitalist sistem, günlük yaşamda üzerini örterek, süsleyerek uyguladığı tecrit sistemini, İmralı’da açık, sert ve acımasızca uygulamaktadır. Çünkü Başkan APO, özgürlüğün, anlamın, kadın mücadelesinin önderliğidir, saldırı buna karşıdır. Kapitalist dünya hiçbir biçimde alternatif görmek istememektedir. Kendi çamura, kana, kire bulanmış ‘liberal’ ideolojisine alternatif olabilecek hiçbir seçeneğe yer vermek istememektedir. Kaldı ki sözünü ettiğimiz Önder APO ile ortaya çıkan seçenek, kendini milyonlarla örgütlemiş, kırk yıllık mücadele geleneği ile tarihe kazınmış bir seçenektir. Binlerce, milyonlarca kadının, çocuğun yüreğini, beynini kazanmış bir seçenektir. Bu nedenle kapitalist sistemi daha da ürkütmekte ve tecrit biçimindeki saldırı politikalarını her geçen gün derinleştirmektedir.

Özellikle de içinde bulunduğumuz sürece baktığımızda, adı konulmamış bir 3.dünya savaşı Ortadoğu topraklarında amansız bir biçimde yaşanmaktadır. Tüm Batılı emperyalist güçler ve yine Bölgedeki ulus-devletler, sömürgeci güçler, çıkarlarına göre coğrafyamız üzerinde, halklarımız üzerinde savaş politikalarını korkunç biçimlerde uyguluyorlar. Tabii ki Kürdistan, Rojava bu politikaların tam da orta yerinde duruyor. Bölgenin en örgütlü halkı da Kürdistan’dadır. Sosyalizm alternatifine göre, halkların ve kadınların demokrasi alternatifine göre bilinçlenmiş ve örgütlenmiş bir halk gerçekliğidir bu. İşte bu irade, 3.Dünya savaşı sürecinde, dikensiz gül bahçesi isteyen emperyalist kapitalist güçler açısından bir diken olmayı ifade ediyor. Bu irade, politikalarının istedikleri gibi ilerlemesine izin vermiyor, engel oluyor. Rojava devrimi böyledir, Kuzey’de gelişen halk iradesi böyledir, Güney’de giderek artan Başkan APO’nun etkisi böyledir. Ve Önderlik İmralı’da geliştirdiği yoğunlaşmalarla, yazdığı ciltler dolusu Savunmalarla tüm bu süreçlere çok anlamlı ve güçlü bir yön kazandırdı. Bunu tüm sömürgeci güçler çok iyi görmektedir. Tam da çağımızın özgür halk ve kadın iradesinin, Kürt halkının demokratik ulusal iradesinin bitirilmek istendiği İmralı’da, Bölgesel ve Kürdistan’i gelişmeler çok güçlü bir akış ve yön kazandı. Önderliğimizin söylediklerinin hepsi bir bir gerçekleşmiştir, gerçekleşmektedir. Küçücük bir hücrede, dünyadan yalıtık bir biçimde yaşayan Başkan APO, tüm tecrit duvarlarını aşarak Bölgenin hakikatini yakalamış, direniş damarlarını harekete geçirmiş ve İmralı’dan halkların ve kadınların geleceğine yön vermiştir.

Bu vahşi kapitalist ve sömürgeci sistemlere karşı yaşamanın tek koşulu vardır, o da direnmek, direnmek ve direnmektir. Faşizme karşı mücadeleyi büyütmek, yükseltmektir. Çağımızın emekçi halklarının ve kadınların Önderi olan Başkan APO’nun iradesi İmralı’ya hapsedilemez. Halkların iradesi yok edilemez. Devrimci mücadele sürdü, sürüyor ve sürecek. Reber APO’nun İmralı’daki büyük direnişi hepimize büyük güç, enerji ve ilham veriyor. Önemli olan bu gücü daha da büyütmek ve devrimsel gelişmeleri yaratmaktır. Bu, bizlere büyük sorumluluklar ve görevler yüklüyor.

Bu tecrite karşı HDP milletvekili olan Leyla Güven’in öncülük ettiği açlık grevi eylemleri, etkisini her geçen gün artırmakta, herkese güç ve cesaret vermektedir. O’nun bu mücadelesi tecrite, faşizme, soykırım ve kadın kırım politikalarına kendi cephesinden verdiği çok büyük ve anlamlı bir cevaptır. İmralı duvarları, hem Başkan APO’nun, hem Leyla Güven ve diğer açlık grevi eylemcilerinin ve hem de tüm Kürdistan’da Önderliğin izinden yürüyen devrimcilerin, bizlerin büyük direnişiyle yıkılacak, özgürlük kazanacaktır. Kadınlar, halklar ve Kürtler kazanacaktır.

Çiğdem Doğu