Özgürlük sevdası Önder Apo’ya

SARA RONAHÎ

 onbessubat

Kara şubatın lanetti ve kasvetti bir heyula gibi üzerime çöküyor sanki. Kelimeler lal, cümleler yarım kalıyor. Tıpkı sizin bizi eleştirSSdiğiniz yoldaşlığımız gibi.  Bu günü size evde geçirdiğim bir anımla anlatmak istiyorum. Şubat 1999. Her şey olağan bir halde devam ediyordu. Okuldan, eve doğru gidiyordum.

Bütün sokaklarda bir sessizlik vardı. Bir şeylerin olduğunu tahmin ediyordum. Fakat kime sorsam bana doğruyu söylemeyecekti.  Onun için doğruyu söyleyeceğine inandığım tek bir kişi vardı. O da annem.  Eve doğru hızlı adımlarla koşmaya başladım. Daha sokağın başında, sokak ortasındaki annemin çığlıkları, haykırış ve yakarışlarını duydum. Neler oluyordu? Ne yaşanmıştı? Etrafa bakıyorum ve tek tek evin fertlerini sayıyorum. Herkes tamam o zaman ne oldu? Kesin dağda olan amcaoğlum şehit düştü. Annem onun haberini aldı. Diyerek bende ağlamaya başladım. Fakat daha ne olduğunu bilmiyordum. Koşar adımlarla anneme doğru ilerledim ve onu kucaklamaya başladım.  Fakat annem ben olduğumu bile görmeden, beni bir tarafa iterek çığlık çığlığa ağlamaya devam etti. Sormaya başladım ne oldu?

 Annem neden bu kadar çok ağlıyor? Kimse bir şey söylemiyor.  Sonra elinde meşaleli bir grup bizim sokağa doğru yürüyordu. “Be Serok Jiyan Nabe!” sloganlarıyla. Kitle gittikçe artıyor. Az önce beni tanımayan annem yalın ayak bir şekilde grubun peşine düşüyor. Sanırım durum tahmin ettiğimden kötüydü. Sonra abime sordum. Ne olmuş neden kimse bana bir şey söylemiyor.  Abim “ Serokatiyê hatiye girtin” afallamış ve büyük bir boşluğa düşmüşçesine “APO” dedim.  Sonrası bir yemin bir intikam sözü oldu benim için. Bu esaret fazla sürmeyecek ve ben gerilla olacağım diyerek gerilla saflarına katıldım. Gerillacılığımın onuncu yılını yaşıyorum. Ve hala ne annemin çığlık çığlığa ağlayış ve yakarışlarına cevap oldum ne çocukluk hayalim olan gerillacığımla sizin özgürlüğünüzü sağlayarak sizi Amed surlarında selamlayabildim.

Sormak ve sorguladığım o kadar çok konu var ki günlerce nedenlerini sorguladım. Fakat siz bunun cevabını bize vermiştiniz. Sahte dostluk ve yarım yoldaşlık. Bunu aşmak için amansız bir mücadele vermek istedik.

Fakat sizin İmralı sistemine rağmen varolan muhteşem direnişiniz komployu boşa çıkarmıştır. Bugün bütün dünya halklarının dilinde bir destan, yüreğinde bir efsane olmuştur. Aslında siz özgür ruhunuz ve akışkan enerjinizle her an, her dakika özgürlüğü solumuş, yarım ve yetersiz yoldaşlığımıza rağmen bizlere en yakın yoldaş olmuşsunuz.

Bizde dinmeyen acımız kapanmayan yaramız olan 15 Şubat uluslararası komployu boşa çıkarana dek sizi gözü yaşlı anneler ve çocuk avuçlarında size büyük özlem ve umut toplayan çocuklarla buluşturana dek mücadelemizi yükselteceğimizi ve zaferle taçlandıracağımızın sözünü veriyoruz.