Geçmiş, geleceğimizin aynasıdır

kadinindilinde-siteicin

Kendimizi hep geçmiş ve gelecek arasında sıkışmış insanlar olarak tanıdık. Geçmişin karanlığı ile geleceğim muğlaklığı ağır bir karabasan gibi çöktü üzerimize.Öyle ağır bir yüktü ki bu, kişiliğimizin parçalanmışlığı ve toplumumuzun kırık dökük labirentinde taşınmaz bir hal aldı.

Kimileri bu duruma üç maymunu oynayarak cevap verdi. Kimileri bu yükten kurtulmak için kendisinin olmayan hayatı yaşamaya başladı. Kimileri ise bu çıkmazı aralamaya başladı. Kardelenler misali kara kışın dondurucu soğukluğuna inadına yeşerdi ve direniş yolunu tuttu.

Neydi bu kör karanlık, madalyonun iki yüzünden de Kürt gerçeği vardı. Madalyonun bir yüzünde tarihin en kadim halklarından olan, yaşamın, dilin, tekniğin ve büyük toplumsal düşüncenin mimarı olan Kürtler vardı. Yeniden kendini yapılandırmaya çalışan bir halk. Dicle ve Fırat’ın bereketli akışında ve toprağın emekle yaratımı olan bir halktı Kürtler. İnsanlık bugünkü gelişim düzeyini buradan alıyor.

Madalyonun ikinci yüzü, beş bin yıllık egemenlikli sistemin saldırısıyla var olan karanlık. Bunu anlamak için o kadar geriye gitmeye gerek yok. Son iki yüzyılın yıkıntıları bile bizlere her şeyi gösteriyor. Kapital sistemin sacayakları olan liberalizmin çökerttiği, yuttuğu inanç ve düşünce eserleri, tekelci sistemin kör güdümünde yürüttüğü ekonomik erozyon ve depremler bedeni parçalanmış bir insan gibi, ulus devlet milliyetçiliğin ve tekçi sisteminin bir ahtapot gibi yuttuğu renkler, sesler farklılıklar ve yıkılan,  yok edilen halk, Kürtler…

Bizler bu ikilemin keskin çatışmasının yaşandığı zamanların çocuklarıyız. PKK mücadelesi, isyanı bu çıkmazdan çıkışın adı, özgürlüğe yürüyüşün adresidir. Yazımın girişinde ifade ettiğim gibi bu parçalanmışlık ve yıkıntı Kürtlerde ihanetin ve kendine yabancılaşmasının zeminini yarattı. Ve bizlere acı veren, düşmanımızın bizlere yaptığı değil de, Kürtlerin kendi kendinin celladı olmasıdır. Kırk yıllık amansız bir mücadele ile bu ikilemin sıkışmışlığından kurtulduk. Yol aydınlık, özgür geleceğe gidiyor ve bu yol bize sonsuza kadar doğru yolu gösterecektir.

Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşam Hamlesi, geçmişin tarihsel dersleri ışığında, inançla, bilinçle ve örgütlü güçle ile geleceğe yürümenin adıdır. Belki geçmişe müdahale edemeyiz. Ama geçmişin özgürlük değerleri ve mücadele azmi ile bilinç ile geleceğe planlı yürümek önemlidir. Madalyonun bu iki yüzündeki gerçeği görerek, ahlaki politik topluma yürümeli, bunun örgütlü sesi olmalıyız. Kürtlerin gerçeğindeki iç ihanet ve işbirlikçilerin kötü oyunlarını bozmalıyız. İhanet kişiliği en fazla kendisini hasta eder, kişinin kendisine zarar verir. Dolayısıyla bu ihanet çizgisinin ne Kürt topluma ne de diğer halklara faydası vardır. İlk hamle bunu ortada kaldırmaya, etkisizleştirmeye ya da toplumdan tümden silmeye dönük olmalıdır.

İkincisi karşımızdaki devletçi sistemin tekliğine karşı, coğrafyamızın büyük ilhamı ile demokratik sistemi yaratmalıyız. Toplumun ahlaki ve politik düzeyi yükseldikçe, tekçi sistemlerde yok olmamak için kendilerine çeki düzen vermek zorundadır.

Üçüncüsü, kadının örgütlü, politik tutumunu yaşamın her alanına yansıtarak, kadın rengi, bilinci, direnişi siyaset ve politika gerçek anlamına kavuşur.

Dördüncüsü, kapitalizmin yok sayan, renksizleştiren, insanı kendi öz enerjisinden uzaklaştıran ve bunun için bilimsel gelişmeleri ve teknolojik gücü amansız ve hunharca kullanan bilimi, iktidarın tekeline alan sisteme karşı, maneviyatımızın büyük gücü, aklın ve zekanın buluştuğu özgür insan kişiliği ile her alanı bir eğitim ve gelişim mekanına dönüştürmeliyiz.

Beşincisi; fabrikalarla zehirli artıklarla doğaya, çevreye ve en önemlisi de yaşadığımız evrene zarar veren sistemlere karşı da örgütlü tepkilerimizi yükseltebiliriz. Kürdistan’da yapılmak istenen barajlar büyük kadim tarihin canlı tanığı olan coğrafyamızı yok ediyor. Buna sessiz kalırsak, o zaman yaşamımızın ne anlamı kalır?

Bunun için diyorum ki, geçmiş, geleceğimizin aynasıdır. Geçmişi yok edilmeye karşı karşıya bulunan bir halk. Nasıl yaşıyorum diyebilir ki? Ne geçmişin esiri ne de geçmişine takılıp kalma, ne de salt geleceğe endekslen. Geçmiş ve günümüzün tarihsel birikimi ile geleceğe özgürce yürüyelim. 

JİYAN ŞER