Özgürlük kongremiz

BERFîN NURHAK

2010’lu yıllar Ortadoğu’da özelde de Kürdistan’da devrimci halk savaşlarının yoğunlaşıp, zirveleştiği zamanlar olmaktadır. Çelişki, çatışmalar en üst düzeydedir. Böylesi zamanlar, Önderliğimizin Sosyolojik

tanımlamalarına göre özgürlük sosyolojisi kapsamındadır.

 

 

Peki böylesi zamanları neden özgürlük an’ı olarak tanımlıyor ve bu anları özgürlük sosyolojisi kapsamında ele alıyoruz? Nedir bu özgürlük an’ı ya da özgürlük sosyolojisi? Tabii ki tüm bu sosyolojik tanımlamalar tartışma, yorum konularıdır. Özgürlüğü; varolmanın eylemi, ifadesi olarak tanımlayabiliriz. Özgürlük, varolmaktır. Önderliğimiz; ‘Özgürlük Sosyolojisi’ kitabında özgürlüğü güçlü yorumlarıyla felsefik bakış açısıyla ele alıp; “Kafesteki hayvanın büyük özgürlük çırpınışı yadsınabilir mi? Bülbülün şakıması en değme senfoniyi geride bırakırken, bu gerçekliği özgürlük dışında hangi kavramla izah edebiliriz? Daha da ileri gidersek, evrenin tüm sesleri, renkleri özgürlüğü düşündürmüyor mu? İnsan toplumunun en derin ilk ve son köleleri olarak kadının tüm çırpınışları özgürlük arayışından başka hangi kavramla izah edilebilir?” yorumunda bulunuyor. Önderliğimizin bu felsefi yorumundan hareketle özgürlüğü; insan, toplum ve doğa yaşamında varolmanın mücadelesi olarak tanımlayabiliriz. Sosyolojiyi de kısaca tanımlarsak; toplumbilimidir. Sosyoloji; toplumsal yaşamı inceler, araştırır. Her iki kavramın tanımlamalarından yola çıktığımızda; özgürlük sosyolojisi kavramı, toplumsal yaşamda, toplumsallık gerçeğinde özgürlüğü inceler, araştırır, konu edinir, mücadelesinin perspektifini oluşturur. Yani özgürlük sosyolojisi, insan-toplum yaşamında varoluşun ifadesini, mücadelesini konu edinir.

Toplumsal yaşamda özgürlük anları sürekli vardır. Fakat; savunmalardan da anladığımız kadarıyla bu özgürlük anları, öyle bildiğimiz kısa zamanı ifade etmemektedir. Yani bildiğimiz ‘an’ tanımını aşmaktadır. Özgürlük an’ı, yaratıcılık an’ı; çelişkilerin-çatışmaların yoğun yaşandığı, varoluşun gerçekleştiği anlar olmaktadır. İşte bu varoluşa özgürlük diyebiliriz. O yüzden bu çelişkili-çatışmalı-kaos halleri bildiğimiz zaman tanımlamasına göre uzun zamanları da alabilmektedir. Yani özgürlüğün gerçeklemesi öyle kolay olmuyor. Özgürlük anlarını toplumsal yaşam somutunda ele aldığımızda çelişki, çatışma, belirsizlik, kaos, kriz, mücadele, emek, çabalarla dolu bir zaman dilimidir.

İşte özgürlük sosyolojisi; toplumsal yaşam içerisinde çelişkili-çatışmalı-kaos hallerinde özgürlük nasıl gerçekleştirilir, yani oluş-varoluş nasıl gerçekleşir, hangi düşünce-eylem-pratik özgürlüğü sağlar gibi konuları inceleyip araştırır ve buna göre toplumsal mücadelelere perspektif sunar.

Özgürlük sosyolojisine göre tanımladığımız da, şu anda özgürlük hareketi olarak özgürlük an’ını, varoluş an’ını, yaratım an’ını yaşamaktayız. Böylesi anlar; kararlaşma ve eyleme geçilen zamanlardır. İşte PAJK 9. kongremiz böylesi anlarda gerçekleşmektedir. Kürdistan’da bu kadar yoğun çelişkili-çatışmalı-savaş ortamında ülkenin özgürlüğünü, halkın varoluşunu ve kadınların özgürlüğünü sağlayacak kararlaşma düzeyini, pratik-politik perspektifini, eylemliliğini nasıl gerçekleştirebildik? Kararlaşma düzeyi neydi, nasıldı, nasıl gerçekleştirilecek? Tüm bunlar özgürlük sosyolojisi açısından önemle değerlendirmemiz gereken boyutlardır.

Kongremiz Kürdistan’da özellikle Rojava, Güney parçasında savaşın en yoğunlaştığı günlerde gerçekleştirildi. Şengal’de, Rabia’da yoğun saldırılar vardı ve binlerce insan katliam ile yüz yüzeydi. Binlerce Kürt kadını DAİŞ çeteleri tarafından kaçırılmış, köle pazarlarına satılmıştı. Bir yandan 150’ye yakın kadının özgürlük dağlarında toplanıp gerçekleştirdiği kadın kongresi, bir yandan da binlerce Kürt kadınının kaçırılışı… İşte bu gerçeğe karşı nasıl mücadele edeceğiz? Kürdistan Özgür Kadın Partisi olarak sorumluluklarımız, militanlık görevlerimiz nelerdir? Tüm bunlar üzerine böylesi yakıcı bir ortamda tartışmak ve bunun eylemliliği için kararlar almak bizim görevimizdi. Kongrenin başladığı anlardan itibaren savaş, şahadet, kahramanlık, esir alma, kaçırma vb. haberleri dinliyoruz. Kongrenin gerçekleştiği anlarda böylesi bir atmosfer yaşanmaktaydı. Kongrenin zamanında tartışmalarını tamamlayıp sonuca ulaşması gerekirken, kongrede bulunan tüm arkadaşlar savaş alanına kilitlenmiş, savaşın olduğu yerde olmak istiyordu. Özellikle de Êzîdî kadınların kaçırılması bizlerde büyük bir öfke yaratmıştı. Bu yüzden de tüm arkadaşlar Şengal’de, Rabia’da olmak istiyordu. Bir yandan gerilla geleneğimizin istemleri, sorumlulukları, bir yandan da özgürlük mücadelemizde partileşme sorumluluk ve görevlerinin tartışılması, eleştiri-özeleştirisi ve değerlendirilmesi şarttı. Bu atmosfer içerisinde kongrenin gerçekleştirilmesi zordu ama biz yine de kongremizi tüm zorluklara rağmen başarıyla gerçekleştirecektik. Bu inançla kongremiz başladı.

Onlarca arkadaş bu duygu, düşünce yoğunluğu ile kongre mekanına, salonuna geldi ama hepimizin aklında ve yüreğinde DAİŞ tarafından kaçırılan binlerce Kürt kadını. Bunları düşünerek etrafa bakıyoruz. Birçoğumuzun gözüne kongre salonunun giriş kapısında beyaz bir zemine yazılmış, ‘Jin Jîyan Azadî’ sloganı takılıyor. Evet gerçekten özgürlüğü en çok düşündüğümüz an’da gördüğümüz bu yazı birçok şeyi açığa çıkartmaktaydı. Bu yazıyı kaçırılan Êzîdî Kürt kadınlarının gelip burada okumasını isterdik.

Kongre başlayacak. Başlamadan önce onlarca yoldaş bekliyor, delege listesinden tek tek isimler okunuyor. Her yoldaş bir yandan ismi çağrılacak diye listeyi okuyan arkadaşı dinliyor, bir yandan da gözlerini ‘Jin Jîyan Azadî’ pankartından alıkoyamıyor. Bir kez, iki kez ve onlarca kez okuyoruz bu pankartı. Özgür dağlarda gerçekleşen kongrede her yoldaşın yani özgürlüğü arayanın ismi, kimliği belli ama kaçırılan binlerce Kürt kadınının ne ismi, ne kimliği biliniyor. Özgürlüğü arayanın adı var, ama özgürlüğü elinden alınmış kaçırılan Kürt kadınının adı dahi bilinmiyor. Böylesi bir atmosferde salondaki yerimizi alıp kongreye başladık.

Kongrenin işleyiş prosedürleri uygulandığı saatler… Her arkadaş kongre salonuna bakıyor. Salonda asılan şehit arkadaşların fotoğrafları, yazılan pankartlar... Her pankartta yazılı olan cümleler, mücadelemize perspektif sunmakta, duvarda asılı olan her şehit arkadaşımız mücadele çizgimizi ifade etmektedir. Her arkadaş büyük bir hızla pankartları okuyup fotoğraflara bakıyor. Şehit arkadaşların fotoğrafları ile pankartlar oldukça bütünlüklü. Her fotoğraf, pankarttaki yazıyı, sözü ifade etmekte, somutlaştırmaktadır. Şöyle ki; kongre divanının bulunduğu yerin tam üst kısmında yukarıda adeta göklere yazılmak istercesine ‘Tekoşîna Sakine azadiya jine yê’ pankartı asılı. ‘Sakine’nin mücadelesi kadının özgürlüğüdür.’ Sara arkadaşın mücadele ve yaşam çizgisini en sade ve en derin ifade eden cümle bu olsa gerek. Saralar olmasaydı, Kürdistan’da kadınlar özgürlüğü tanımaz, özgürlüğü gerçekleştiremezdi. Sara arkadaşın anısına mücadeleyi daha da geliştirmek için sürekli perspektif sunan bir cümle. Bir diğer slogan ise tutanak masasının hemen sağ köşesinde asılı; ‘PAJK; Zîlan kişiliğinde bir büyüklüğe ulaşmaktır.’ Hemen pankartın yan tarafında Zîlan, Sema, Bêrîtan arkadaşların fotoğrafları duruyor. Onlar özgürlük mücadelesinin çizgisini oluşturan arkadaşlardır. Zîlan, Sema, Bêrîtan arkadaşlar kişilik, eylemlilik ve mücadele anlayışlarıyla devrimimiz içerisinde her döneme ve geleceğe umut, zafer, özgürlük perspektifini ortaya sunmuşlardır. Diğer bir slogan ise; ‘Regeza jîyana azad ya bingehin parastina cevherî ya jine ye’ yani ‘özgür yaşam ilkesinin temeli kadının öz savunmasıdır.’ Kürdistan’da devrimci halk savaşını yoğun ve en üst düzeyde yaşadığımız bir dönemde, mücadele perspektifimizi en net ifade eden slogan. Yan tarafında bu değerlendirmeyi eylemleriyle, büyük bedellerle ifade eden arkadaşların fotoğrafları. Rojîn Gevda, Arjîn Garzan, Ronahî, Sılava, Varşîn, Rûken Bingöl ve onlarca arkadaşın fotoğrafları. Ve kongre salonu boyunca duvarda asılı olan en yalın, derin, özlü kelimelerle yazılan pankartlar; ‘Kadro; örgütlenmiş, eylemsel kılınmış hakikattir.’ ‘Savaşımız; kadınla-erkeğin kendisini yeniden bulma savaşımıdır.’, ‘Özgürleşen kadınla özgürleşen Kürdistan, özgürleşen demokratik ulustur.’

Kongre, işleyiş prosedürleri oluşturulduktan sonra açılış konuşmasıyla başladı. Her şeyden önce hakikat savaşçıları ve militanları olarak Önderliğimizi selamlanarak konuşma gerçekleştirildi. Hemen ardından Devrimci Halk Savaşı sürecinde şehit düşen Sara, Arjîn, Binevş, Çiçek, Rojîn, Rûken arkadaşlar şahsında tüm devrim şehitleri anılarak selamlandı ve mücadele sözümüz yinelendi.

Açılış konuşmasını yapan arkadaş; geride bıraktığımız üç yılın kazanımları ve bedelleriyle çok ağır bir dönem olduğuna, 2011 yılında İran saldırıları ve Qendîl’de yaşanan savaş ve direnişin önemine vurgu yaparak bu savaşta şehit düşen Sarya, Simko ve Berfîn arkadaşlar şahsında Doğu Kürdistan özgürlük mücadelemizde şehit düşen arkadaşları andı. Ardından; 2012 yılında gerçekleştirilen Devrimci Halk Savaşı’nın boyutları, kazanımları, bedelleri ve bunlar doğrultusunda oluşan mücadele çizgisi değerlendirilerek bu savaşa büyük emek veren Şehit Rojîn, Arjîn, Binevş, Jîn arkadaşlar şahsında tüm şehitlerimiz anıldı. 9 Ocak katliamına da değinilen konuşmada, bu saldırının kadın özgürlük mücadelesine yapılmış bir saldırı olduğu ve bedeli ne olursa olsun aydınlatılacağı belirtildi.

Özgürlük mücadelemizin önemli bir gelişmesi olan Rojava Devrimi ve bu devrimin ortaya çıkardığı gelişmeler kapsamlıca değerlendirildi. Rojava devrim gerçeği, PKK’nin Kürdistan’da yaşayan halkların umut ve iradesi olduğuna vurgu yapıldı. Bu temelde Rojava Devrimi’nde şehit düşen Sılava, Ronahî, Rûksen, Jiyan arkadaşlar şahsında tüm devrim şehitleri anıldı. Geçen üç yıl içerisinde öne çıkan olaylar somutunda mücadelemizde yaşanan olağanüstü gelişmeler, kazanımlar kısa ve öz bir biçimde değerlendirildi.

Mücadelemizin başından bu yana ilk defa Kürdistan’ın her dört parçasında siyasal, askeri, örgütsel yoğunluk bu düzeyde yaşanmaktaydı ve kongremiz de böylesi bir süreçte gerçekleşiyordu. Böyle olması kongremize daha büyük görev ve sorumluluklar yüklemekteydi.

 Kadın Özgürlük Hareketi olarak bölgedeki ve dünyadaki tüm kadınlara, halklara büyük bir umut verdiğimiz kesinlik kazanmıştır. Bunun bilinciyle yaklaşmak her zamankinden daha çok önem taşımaktadır. Bu gerçeklikten hareketle, kadın özgürlük ideolojisine dayalı kendisini örgütleyen partimiz PAJK; bölge ve Kürdistan’da yaşanan siyasi, örgütsel, askeri gelişmeleri ve ortamı derinlikli tahlil ederek kendisini yeniden inşa etmelidir. PAJK kongremiz bu gerçeklikten hareketle iki temel başlık altında gerçekleştirilmiştir. Birincisi; partinin yeniden yapılandırılmasıdır. İkincisi; Önderliğin son dönemlerde özgürlük hareketimize yönelik geliştirdiği eleştiriler doğrultusunda özeleştiri yaklaşımını geliştirmektir.

Yapılan tüm konuşmalarda partileşme, toplumsala sorunlara yaklaşım ele alınıp değerlendirildi. Parti kadrosunun nasıl olması gerektiği, pratik mücadele içerisinde ortaya çıkan kadro duruşları ele alınarak değerlendirildi. Mevcut kadro gerçekliğinin dar, yüzeysel kaldığı bunun aşılması gerektiği özellikle Önderliğin partileşme ve kadrolaşma temelinde getirdiği eleştiriler esas alınarak yeni mücadele sürecinin militanlığını geliştirebilecek kadro gerçeğini oluşturup, kişilik ve tarzlarımızı buna göre yeniden yapılandırmamız gerektiği ele alınıp değerlendirilmiştir.  Bu konuda özellikle önümüzdeki mücadele döneminde partileşme ve kadrolaşma sorunlarını aşmak için kadın kadrolar olarak her koşulda kendini eğitme ve akademi çalışmalarını geliştirmenin önemine vurgu yapıldı. Bu tartışmalar sonucunda Kürdistan’ın dört parçasında, koşullar uygun hale getirilerek partileşme çalışmalarını daha güçlü geliştirmek için parti kurma kararına gidildi. Partimiz PAJK’ın perspektifleri doğrultusunda parça ve alanlarda partiler kurulacaktır. Bu kararlaşma düzeyi PAJK 9. Kongremizin önemli başarılarından biri olmaktadır. Tüm bunlarla birlikte partileşme konusunun önemli bir gündemi cins mücadelesidir. Cins mücadelesi; partileşme mücadelesidir. Bu konuda oldukça önemli bir düzeyde tarihi bir birikimimiz ve örgütsel deneyimimiz söz konusu, bu deneyimlerden hareketle yeni süreçte mücadelenin ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve toplumun sorunlarını çözebilecek tarz ve anlayışların kazanılarak cins mücadelesinin geliştirilmesi, radikalleştirilmesi, zengin tarz ve yöntemlere kavuşturulması temelinde tartışmalar geliştirilerek yoğunlaşmalar sağlanmıştır.

Kongrede temel tartışma gündemlerinden biri de partileşme gündemi doğrultusunda yeniden yapılanmanın temel bir boyutu ve çalışması olan Jinolojiydi. Jineloji konusunda epey yoğun tartışmalar gerçekleştirildi. Bu konuda Önderliğin perspektifleri doğrultusunda jinolojinin kadın bilimi olduğu, toplumsal yaşamda böylesi bir bilime ihtiyaç duyulduğu dile getirilirken, mevcut bilimin erkek egemenlikli sistem ve kurumlaşmaları beslediği, erkeğe dayalı olduğu bu durumun toplumsal yaşamda ciddi sorunlara yol açtığı vurgulandı. Böylesi bir bilim anlayışının toplumu toplum olmaktan çıkardığı,  bu yüzden toplumsal sorunların aşılması için çok acil bir şekilde doğru bilgilere ihtiyaç olduğu, doğru bilginin ölçütünün toplumsallığı geliştirme olduğu yani hangi bilgi toplumsal yaşamda özgürlüğü sağlıyorsa bu bilginin doğru olduğu vurgulanmıştır. Kongrede Jinoloji çalışmaları önemli bir gündem doğrultusunda tartışılarak kurumlaşmasının güçlendirilmesi, parçalarda bu temelde çalışmalarının geliştirilmesi kararına gidildi.

Bu tartışmalar doğrultusunda tüm delegeler, mücadelemizin içinden geçtiği sürece cevap olmak ve bu temelde partileşme çalışmalarını daha güçlü, aktif bir şekilde geliştirmek için, tarihsel sorumlulukların bilinci ve iradesine dayanarak kongreye katılan tüm arkadaşlar sözlerini bir kez daha yinelemiştir.

Kürdistan’da ortaya çıkan koşullar özgürlük an’ını, yaratım an’ını ifade etmektedir. PAJK Kongremiz de bu yaratım an’ında Önderlik, ülke, halk ve kadınların özgürlüğünü sağlayabilecek ve bunun mücadelesini oluşturacak kararlaşma düzeyini açığa çıkarmıştır. Özgür yaşamın gerçekleşme olasılığı her zamankinden daha güçlüdür, zaten yaşadığımız süreçte gerçekleşen de özgür varoluşun kendisidir.

Kadın özgürlük hareketinin kadroları olarak hem sürecin oluşturduğu hem de kongre tartışma ve kararlaşma düzeyinin açığa çıkardığı tarihi sorumluluk ve bilinçle mücadeleyi geliştirmemiz her zamankinden daha acil olmaktadır. Bu temelde özgürlük mücadelemizin tüm saflarında yer alan arkadaşlara başarılar diliyoruz.

 

 

ı tem^��