Maxmur eyleminin ardından

GULAN GULVEDA

maxmur-direnisinin-ardindanOrtadoğu’da tüm insanlık değerlerine yönelen; Rojava’ya, Maxmur’a saldıran, Şengal’de binlerce Ezîdî Kürdünü katleden, binlerce Êzîdî kızını esir alıp satan, tecavüz eden, insanlığın utancı IŞİD’e karşı savaşma şansını yakalamanın heyecanını yaşadık Maxmur’da. HPG-YJA Star gerillaları olarak birçoğumuz ilk kez bir savaşa dahil oluyorduk. Yine bir kısmımız ilk kez şehirde hem de çöl coğrafyasında savaşacaktık. Yıllardır doğdukları topraklardan uzak, mülteci bir hayat yaşamak zorunda bırakılan Maxmur halkından gönüllü gençler, yaşlı milisler de bizimleydi. Maxmur için diğer bir ilk, bu eylemi KDP peşmergeleriyle ortak gerçekleştirmemizdi…

Üç köyün IŞİD’ten temizlenmesi hedefleniyor. Her bir arkadaşın hangi gurupta eyleme katılacağı tartışılıyor. İsimler okunduğunda heyecan dorukta. İsimlerin okuması bittiğinde saldırı gurubundakiler önde gitmenin mutluluğunu yansıtırken, takviye ve savunmadakiler arkada kalmanın burukluğunu yansıtıyor. Kimi arkadaşta bu burukluk isyana dönüşüyor. Sonra harıl harıl bir hazırlık başlıyor, silahlar temizleniyor, raxtlar hazırlanıp cephane malzemeleri tamamlanıyor. Herkesin heyecanı, telaşı gözlerinden okunuyor. 30 yılı aşkındır dağlarda savaşan gerilla şimdi şehirde, köyde, çöl ikliminde savaşacak… Bu durum birçok açıdan içinde yenilikleri barındırıyor. Her yenilik bir bilinmezlik demektir ve her bilinmezlik de daha fazla heyecan yaratıyor.

Avesta yoldaş, saldırı gurubunda, nedense gözüm hep ona takılıyor. Arabaya biniyorlar, iki kez sesleniyorum, vedalaşmak geliyor içimden. İçerinin gürültüsünden sesimi duymuyor. Bu onu son görüşüm oluyor. Reşidiye köyünün iki saldırı gurubundan birini komuta edecek. Yılların tecrübesini de almış yanına. Onunla ilk tanıştığımız 2006 yılında henüz çok yeni ve gençti. En son 2008’de Haftanin’de görüşmüş ve ayrılmıştık. Son üç yılını Şemzinan’da pratikte geçirmişti. Örgütsel, askeri konularda pişmiş, epey tecrübe kazanmıştı. Onunla bu karşılaşmamızda şunu düşünmeden edemedim; PKK insanı nasılda değiştiriyor. Ama sanırım kişinin kendisi bunun tam olarak farkına varamıyor.

Son 15 gündür tabura dahil olduğumdan, diğer arkadaşlarla yeni yeni tanışıyorum. Onca yıldan sonar bir eyleme katılmanın, hem de IŞİD gibi bir düşmana karşı savaşma şansını yakalamanın gururunu, onurunu yaşıyorum. Eylemin başından sonuna dek öğrendiklerimi, hissettiklerimi, anladıklarımı, okuduğum yüzlerce kitaptan öğrenememiş, yaşamın içerisinde tam bilincine varamamıştım. Benim için altın değerinde olan, ilk anlama derinliğine ulaştığım hakikat; bildiğimizi sandığımız şeyleri içine girmeyene kadar bilemeyeceğimiz oldu. Tüm bilmelerimiz, düşünce ve kurgularımız gerçeği, hakikati olduğu gibi algılamamamıza engel teşkil ediyor. Anladım ki, daha önce savaşa ilişkin düşüncelerimi bir kenara koymazsam, savaşın içine girip yapmam gerekeni yapamayacağım. Savaşın yakıcılığı bunu anlamamı sağladı.

Yıllarca milislik yapmış ve yıllardır mültecilik koşullarında yaşayan Botanlı yaşlı milislerin en başından sergiledikleri katılım istemi, rahatlıkları, hakimiyetleri beni duygulandırdı. Onların şahsında Botan’ın derin yurtseverliğini, cesaretini, en zor durumları espriyle karşılama inceliklerine bir kez daha hayran oldum.

“Mam” dememe kızmıyorsunuz değil mi?” diye sorunca “İnsan mam olunca çevredekiler de mecburen mam diyecek” dedi içlerinden biri. Gençler gibi önde gitme-gitmeme yarışı içinde değiller. Savaşın bütünlüğünün, nerde ne olacağının hesaplanamayacağının ve de nerde olursa olsun rolünü oynamak gerektiğinin bilincinde, pişmişliğindeler.

Ve KDP peşmergeleri burada genelde Soran lehçesiyle konuşuyorlar. Dillerini anlamakta zorlanıyoruz. Sürekli zıt bir tutum içinde olan KDP peşmergeleriyle birlikte eyleme gitmek alışmakta zorlandığımız bir durum oluyor. Bizdeki heyecan onlarda yok. Eyleme gidiş öncesi halaya şaşkın bakıyorlar. Ordu düzen ve disiplininden yoksunlar, olabildiğince dağınık ve kontrolsüzler. Saldırı gurubunda giden peşmergelerin yarıdan fazlası eylem başlar başlamaz arabalarla eylem alanından kaçıyorlar. Zırhlı araçları olmasına rağmen köyden ateş edilince ilerlemeyi kesiyorlar. Arkadaşların ilerleme ısrarlarına rağmen doçkanın rastgele, hedefsiz atışları, tekniği bir kazanımdan ziyade, dezavantaja kayba dönüşüyor. Birçok bireysel-gönüllü katılım gösterenler dışında genelde ürkek, zoraki bir katılım gösteriyorlar. Savaş alanından uzak olanların durumu daha iyi, rahat, ama tekniğe, savaşa hakim değiller. Savaşı arkadaşlar koordine ediyor. Çatışmalarda şahadet ve yaralanma yaşanınca köyü terk etmek istiyorlar, arkadaşların ısrarıyla kalıyorlar. Savaşmıyorlar ama savaş ganimetlerine, araba ve zırhlı araçlara el koyma da sorunları yok.

Avesta arkadaş, peşmergelerin rastgele açtığı doçka mermisiyle yaralanıyor. Onu götüren arabanın altında mayın patlayınca, bu patlamada iki peşmerge şehit düşüyor. Avesta yoldaş da bu patlamanın ardından şehit düşüyor. Diğer guruplardan ise Dîyar ve Sîyabend arkadaşlar şehit düşüyor. Avesta yaralanınca, bulunduğu yerde telaş oluyor, o yaralı olduğu halde cihazı alarak “bir şeyim yok, ben iyiyim” diyebiliyor. Son anda dahi eylemi, yoldaşlarını, başarıyı düşünüyor. Gerçek bir PKK komutanı olduğunu herkese kanıtlıyor.

Avesta yoldaşı kaybetmek onu tanıyan tüm yoldaşlara, eğittiği gençlere ağır geliyor. Onu çoktan çok öte sevdiği ağabeysi ve yoldaşı Harun arkadaşın yanına uğurladık. Eyleme gidilen sabahın gecesinde gördüğü rüyasında Harun arkadaş ona elini uzatıyor, o da elini tutuyor ve beraber gidiyorlar. Uyanınca şehit düşecek olursa Harun arkadaşın yanına gömülmeyi vasiyet ediyor ve de taburdaki gençler için sigarayı bırakmaları başta olmak üzere, kendilerini geliştirip ortak hareket etmeleri yönünde vasiyetlerde bulunuyor. Şahadete doğru giderken bile geride kalan yoldaşlarını düşünüyor. O yaşam duruşuyla bizlere yetersizliklere karşı tavizsizliği, aynı zamanda kapsayıcılığı, kendine güveni, iddialı kadın duruşunu, emekçiliği, fedakarlığı gösterdi.

Yüzlerce kişi zafere, kendine daha çok inanarak, tecrübe kazanarak ve düşmanın iradesini kırarak geri çekiliyor. Ölümsüz yoldaşlarımızı yüreklerimize alarak ölümü yaşama ve direnişi mücadeleye dönüştürerek yeni günlere doğru ilerliyoruz.