Kavga kadınına

ROJBÎN GOLAV

O “yeni yılda ve kışın tam ortasında, çok karlı bir coğrafyaya doğmak şanstır bence” demişti. Doğduğu mevsimin ve coğrafyanın karakteri üzerindeki etkilerini hesaplayarak belki de yıllar sonra kullandı bu cümleyi.

Bembeyaz bir örtü, keskin bir bıçak gibi insanın tenine değdi mi derin yarıklar açan bir soğuk, ama buna aldırış etmeden, inatla, isyanla ve adeta aşkla doğan bir kardelen gibi doğuyor bu coğrafyada Sakine.

 

Zaten doğduğu yer de kardelenler diyarı. İnatla yaşama tutunan, zulme boyun eğmeyen ve dimdik durmayı başaran yürekli kadınların toprağı. Her parçasına ayrı bir kutsallık atfedilen, her yamacı, dağı, deresi, kaynağı ve uçurumları bir ibadetgah ve aynı zamanda 38 katliamından izler taşıyan bir ülke parçasının kadını O da. Zarîfe ve Besê’nin adımlarını takip eden, kaybedilen Dersimli kızların ülkelerine dönüş özlemini her yürek atışında hisseden ve katliam gerçeğine arkasını dönmeyen…

Sakine’nin yaşam ve mücadele seyrini izleyen ve okuyan her insan şunu demekten alıkoyamaz kendisini; “bir kadın ancak bu kadar bir ülke, bir şehirle özdeşleşir ve bir ülke, ancak bu kadar bir kadınla özdeşleşir.” Dersim ve Kürdistan gerçeği Sakine’nin yüzünde, duruşunda hiçbir tarihi kanıta ve belgeye ihtiyaç duyulmadan okunabilecek kadar sade, yalın ve yorumsuz. Sakine, Dersim ve Kürdistan’a dayatılan katliam gerçeğini sorgulayarak, yargılayarak ve bu gerçeğe hep isyan ederek büyüdü. 38 katliamından kurtulan bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya geldiğini söylüyor. Sakine’nin bu yüzden çocukken ninelerinden, annesinden ve babasından duyduğu masallar, bu katliamdan kesitler. Belki de bu yüzdeno katliam anlarını yaşayan biriymiş gibi hep hayata katıldı ve yol aldı. Farklı bir yaşam tercihine sapmadan, bu katliam gerçeğinden kurtulan biri olarak hep hesap sormaya, kavga etmeye adadı ömrünü.

“Hep Kavgaydı Yaşamım” diyor. Bir kadın kavga gerçeğine neden sarılır? Ya da neden hep kavga bir kadının yaşamını örmesine vesile olur? Kavgayı sevmek nasıl bir Sakine yarattı? Kavga neye sebep olur? Bu soruları hep sordum kendime Sakine gerçeğini okudukça. Sakine beni kavgasının sebeplerine ve kavganın yarattığı kadın gerçeğine götürdü çevirdiğim her yaprakta.Yaşam ve hakikat, sorgulamayla, çelişkiyle ve çatışmayla gerçek anlamına varıyorsa, Sakin’e zaten bundan hiç kopmadı. Kavgalarında hiçbir zaman yenilen taraf olmamak için insanı hayrete düşüren bir iradesel duruş içerisinde. Başı dik, kendinden emin ve korkusuz. Direnişle kendi kaderini değiştiren bir kadın. Öyle ki kavgayla elde etmediği hiçbir şeyden haz almıyor. Bu yüzden tercihlerinde ve kendisine belirlediği saflarda net. APOCULARI, yani PKK’yi tercihi de bu ölçüsüyle bağlantılı. Tüm yaşamını adadığı PKK gerçekliği, onun gerçek özü gibi. Sakine PKK’nin direniş kimliği ve fermantasyonu. Kürdistan gerçeğinde hiçbir örgütün, hareketin ve fraksiyonun başaramadığını, PKK gerçekliği başararak milyonlarca Kürdün özgürlük umudu haline getirdi kendisini. Sakine’nin de direnişçi kimliği ve öncülüğünü ettiği özgürlük geleneği, bugün tüm dünya kadınlarının özgürlük umudu. Sakine’nin öncülüğünde gelişen Kürt Kadın Özgürlük Hareketini Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya, Avrupa’ya kadar uzanan birçok kadın hareketi, örgütü sahiplendi. Sakine adeta Kürt kadınlarıyla dünya kadınları arasında bir köprü haline geldi; onları buluşturan, ortaklaştıran ve dünyanın rengini kadınla değiştirebilecek örgütlü bir kadın gücünün açığa çıkmasına yol gösteren oldu. Sakine’nin ardından şarkılar söylediler. Sakine’yi özgürlük arayışı içerisinde olan tüm kadınları buluşturma sözüyle uğurladılar.

Hiçbir zaman aramızdan ayrıldığına dair bir hisse kapılmadık. Ve sen daima bizleri kavgada yüreklendiren oldun. Senin bu kavga gerçeğin olmasaydı, bu kadar cesur durmayı başaramazdık. “Sakine başardıysa, Sakine karşı durduysa, Sakine kavgada yenilmediyse o zaman biz de başarabiliriz, Sakine gibi dik durabiliriz ve kavganın galibi olabiliriz” diyoruz.

O’nu asla unutmayacağımızın sözüyle…

Senin bir katliamla aramızdan alınıp götürülmeni asla kabullenemeyeceğiz. Çünkü sen Kürdün, kadınların kaderine yazılmış bu gerçeği değiştirmek için çok mücadele ettin. Zulüm, katliam gerçeğine karşı durdun. Planlı, örgütlü bir biçimde sana dayatıldı katliam. Belki de ’38 ve daha sonra geliştirdikleri birçok katliamın sende oluşturduğu öfke birikiminden, direniş tutumundan korktular. Çünkü sen direnişçi duruşunla onların yarattığı sahte tarihsel gerçekliklerle hesaplaştıkça, onlar bir bir devrildi karşında.

Seni hep direnişinle ve kavganla hatırlayacağız. Seni unutmak, tarihe arka dönmek ve kendine ihanet etmek… Bu yüzden ne seni unutacağız eşsiz güzel kadın ne de seni katledenleri. Seni okudukça kavgaya, direnişe ve kadın gerçeğimize daha sıkı sarılmayı öğreniyoruz. Seninle yaşamaya, seni okumaya ve mücadelenle akmaya devam edeceğiz. Direniş gerçeğin kadınca yaşamın ve kavganın esas kaynağı olmaya devam edecek. “Hep Kavgaydı Yaşamım” mücadele kılavuzumuz olacak. Kavgayla büyüyünceye ve kavganın özgür ve güzel kılacağı zamanlar yaratıncaya dek hoşça kal Kavga KADINI...