Kadın ve Öz Savunma

Röportaj  

kadinindilinden resimlerYaşadığımız yüzyıl kadınlar açısından hem büyük kıyımların yaşandığı, hem de sistem karşıtı mücadelelerin yoğun olduğu bir yüzyıl olmuştur. Kadın kendi varlığını gerçekleştirebilmek için büyük bedeller vermiş, büyük mücadeleler yürütmüştür. Bugün YJA Star gibi bir özgür kadın ordulaşması varsa, bu kesinlikle verilen bedeller sonucu gerçekleşmiştir. İsimleri tarihe yazılan bu kadınlar bugün, hala devam eden mücadelemizde yer almakta, yaşamaktadırlar. Onların mirasını korumak ancak, kadının öz savunma sistemini geliştirmekle mümkündür.

 

‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ ve ‘Özgür Kadın Ordulaşmasının 20. Yıldönümü’ vesilesiyle kadın gerillalarla yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

“Kadınsız Yürütülen Mücadele Başarısızlığa Mahkûmdur!”  

Star: İnsanlık tarihinin tüm gelişmeleri göz önüne alındığında sizce kadın, erkek egemen sistem karşısında neden öz savunma sistemini geliştirmelidir?

Viyan Gap

1gerila viyan20.yy halklar için en acı öğretilerin yaşandığı bir yüzyıl olduğu kadar, kadınlar için çok daha acı öğretilerle dolu bir yüzyıl olmuştur. Kıyımlar, katliamlar, köleleştirme durumları en çok bu yüzyılda yaşanmıştır. Kadına ait hiçbir şey bırakılmadığı gibi, kadın da kendisine ait olmaktan çok fazla uzaklaştırılmıştır. Tamamen hafızasızlaştırılan kadın, kendisi olmaktan çok sisteme ait bir nesne konumuna gelmiştir.

Bu durumu fark eden, tarihin çarpıtıldığını gören ve sistemin yapmış olduğu katliamlara tanıklık eden kadınlar da olmuştur. Bu kadınlar büyük mücadeleler vermiş, büyük bedeller ödemişlerdir. Onların yaratmış olduğu değerler bugün bizlere bırakılan bir mirastır. Bizler o mirası korumakla görevliyiz. Bu görevi de ancak kadın bilincini geliştirerek, kadının öz savunma sistemini oluşturarak gerçekleştirebiliriz.

Bizler özgürlük dağlarını kendimize mesken edindik ve bu mücadeleyi bu dağlarda yürütmeyi kendimize esas aldık. Bugün dünyanın hiçbir yerinde YJA Star gibi, kadının ve halkların özgürlüğüne dayanan bir kadın gerilla örgütlenmesi yoktur. Bugün kadın özgürlüğünün tek garantörü YJA Star’dır. Tabii biz kadınlar savunmamızı yalnızca askeri alanda geliştirmiyoruz. Kadının özgürlüğünü yakalayabilmesi için her alanda savunma sistemlerini geliştirmesi gerekir. Özellikle toplumsal alanda öz savunma sistemlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması çok büyük bir önem arz etmektedir. Demokratik yaşamın gerçekleşmesi ancak ve ancak kadının öz savunmasını geliştirerek, kendine ait değerleri yeniden ele geçirmesiyle mümkündür.

Nuda Arjin

gerilla nudaErkek egemen sistemin ulaştığı boyut bugün kadın için öylesine yok edici, köleleştirici bir boyut almıştır ki, kadın kendisini bu sistem karşısında kesin kes savunmak durumundadır. Kadın bu sistem karşısında kendini savunamaz ve özgürlük savaşımını veremezse, o kadın asla yaşam şansını yakalayamaz. Kendisi her ne kadar yaşadığını düşünse de, böyle olduğunu iddia etse de, gerçekte böyle değildir. Çünkü mevcut sistem kadına yaşam ortamı yaratabileceği hiçbir mekan ve koşul bırakmamıştır. Kadına ait ne kadar değer varsa hepsini ayaklar altına almış, yakıp yok etmiştir. İradesiz, güçsüz bırakmıştır. Kendi benliğini yitiren bir kadın asla ‘ben yaşıyorum, özgürüm’ diyemez. Sistem bunu diyebilir, böyle olduğun iddia edebilir. Çünkü zaten sistem bunu istemektedir. Zayıf, güçsüz, kendi değerlerinden uzak düşmüş, hiçbir mücadele azmi olmayan, tamamen sistem için kendini sunan kadın modeli, tam da onların istediği kadın modelidir. Bu modeli yaratabilmek için de azımsanmayacak bir mücadele vermişlerdir. Bir-iki gün değil, binlerce yıldır, kadını düşürmek, kendi sistemine eklemlemek için mücadele içindedir. Konuşmasından, oturmasına, gülmesinden, bakışına kadar her şeyine, her mimik hareketine bir rol biçilmiş, kadının bu şekilde hareket etmesi sağlanmıştır. Kadın artık tarihinden bihaberdir. Tarihinden habersiz bir insan asla büyüyemez ve hep başkalarına ait olur. Başkalarının tarihini yaşar.

Peki bunun karşısında ne yapmamız gerekir?

Bu soruyu belki öncelikli olarak biz kadın özgürlük savaşçıları cevaplamalıyız. Fakat bu soruyu tüm kadınlar kendisine sormalı, cevabını bularak uygulamasına, mücadelesine geçmelidir. Önderliğimizin, savunmalarındaki belirlemeler, tüm sorularımızı cevaplandırmakta ve mücadele yollarını çok net ortaya koymaktadır. Bu noktada yapılması gerekilen en temel şey, Önderliğimizin bu konudaki belirlemelerini doğru okumak ve anlamaktır. Bu gerçekleştiğinde doğru bir uygulama da açığa çıkar.

Belki bizden önce de birçok kadın hareketi açığa çıkmış, mücadele yürütmüştür. Fakat hem çok örgütlü olmadıklarından, hem de bizler gibi bir savunma güçleri olmadığından, yürüttükleri mücadele, sistem karşısında tam olarak bir başarı kazanamamıştır. Böyle olsa bile, bana göre onların yürüttüğü mücadele çok değerlidir. Onlardan bize kalan mirası, mücadelemizle daha da büyütmeli ve zafere ulaştırmalıyız.

Bu yüzden savunma savaşımız çok boyutlu olmalıdır. Kendimizi sınırlı tutmamalı, tüm alanlarda mücadele yürütmeliyiz. Bu askeri, siyasi, sosyal ve ideolojik alanlar olabilir. Bence kadın, demokratik uygarlığın zafer kazanabilmesi için her yerde ve her türlü mücadelenin tam merkezinde olmalıdır.

Nucan Canda

gerilla nucan 1Yaşadığımız yüzyıl kadının öz savunmasını kesinlikle gerekli kılmaktadır. Çünkü neolitik dönemeden sonra hiçleştirilen, köleleştirilen kadın ancak kapsamlı bir savunma sistemini geliştirerek kendisine ait tarihi yeniden ele geçirebilir; varlığını özgürlüğe kavuşturabilir.

PKK ile nasıl ki halklar varlıklarının farkına vardılarsa, kadınlar da PKK ile varlıklarının farkına vardılar. Çünkü şimdiye kadar hiçbir örgüt –bu ister sosyalist, ister demokrat olsun- kendisini kadın ideolojisi ekseninde örgütlememiştir. Bundan dolayı da sistem karşısında başarı sağlayamamışlardır. Fakat PKK, kadını yalnızca mücadeleyi yükselten bir etken olarak ele almamıştır. PKK’de kadın mücadelenin merkezindedir. Kadının yer almadığı mücadele başarısızlığa mahkumdur. Bizler bunun bilinci ile hareket ediyoruz. Kadına dayatılan her türlü çirkinliği yok etmemiz, kadına ait tüm değerleri yeniden yaratmamız gerekmektedir. Bu daha demokratik bir toplum için gereklidir. Bu da ancak güçlü bir savunma sistemini yaratmakla mümkündür.

Bugün bizler askeri alanda da bu mücadeleyi yürütüyoruz. Çünkü bu gereklidir. Çatıştığımız, savaştığımız sistemin geldiği boyut bunu gerekli kılmaktadır. Bazıları kadının silahla ilişkilenmemesi gerektiğini, kadının daha barışçıl bir eğilim ve mücadele içerisinde olması gerektiğini söylüyor. Bence bunu söyleyenler, içinde bulundukların sistemin vahşetine ya göz yumuşlardır, ya da gerçekten bu vahşeti görmeyecek kadar kör olmuşlardır. Elbette silahların olmadığı bir dünyayı yaratmak gerekir. Zaten bizlerin mücadelesi de bu nedenledir. Ama karşımızda bir canavar gibi her an bizi yutmaya hazır olan bir sisteme karşı silahlı mücadele şuan için kaçınılmazdır. Tabii ki, bu tek başına yeterli değildir. Kadın kendisini her yerde, her alanda örgütlemeli, geliştirmelidir. Bunun da yolu bana göre öz savunma sisteminin her alanda örgütlenmesinden geçer. Öz savunmasını geliştiremeyen kadın her zaman yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Çünkü öz-savunmasını geliştiremeyen kadın her an, her saniye sistem içerisinde erir ve kendi varlığını koruyamaz hale gelir. Bırakalım özgürlüğü, kadına ait hiçbir özelliğini açığa çıkartamaz ve yaşatamaz. Çünkü sistem buna izin vermez. Kendisi olmayı başaran kadın, sistemle bağlarını kopartmış demektir. Bu da sistem için en tehlikeli durumdur. Sistemden kopan kadın, kendi özüne dayalı, demokratik sistemini oluşturur, yaşatır. Bu durum ise sistemin sonu olur.

Bunu gerçekleştirmek elbette zor ve zaman alır. Ama imkansız değil. Doğru örgütlenmelerle kesinlikle gerçekleşebilir bir durumdur. Sistemin en küçük biriminden tutalım, sistemin en gelişkin birimine kadar tüm kurum ve kuruluşlarından; hatta bireylerinden kendimizi korur, geliştirdiğimiz savuma sistemleri ile onları dönüştürebilirsek, erkek egemen sistemi tamamen ortadan kaldırabiliriz.