Efsane Komutan

 

Beritan CUDİ

Savaş gülüm,

sıkı savaş!

Savaştıkça varız biz,

savaştıkça güzelleşir çoğalır,
savaştıkça severiz.
Umuttan, sabahtan,
ateşin çocuklarından
korkan düşmanı
vurmaya gidiyorum.

 

Ne güzel anlatıyor bugünümüzü. Yaşananları nasıl da büyük bir çarpıcılıkla göze seriyor. Özellikle, özgürlük mücadelesini darbelemeye çalışan, bu temelde pratik yürütmeyi dayatanlar karşısında yapılması gerekeni ne büyük bir his dünyasıyla vurgulamış. Onun için hiçbir gevşekliğe yer vermeyen bir sıklıkla kesintisiz bir direniş vurgulanıyor bu şiirde. Tabi savaştan bu kadar dem vurması öylesine sarf edilen bir söz olmadığı gibi savaşı çok sevip onu güzel ve iyi bulmasından dolayı da değildir. Ama dayatmalar hiçleştirmeyse ona karşı var olmanın adı olmuştur savaş… Aynı şekilde içine çekilen yaşam çirkinlikse buna karşı güzelleşmenin adı olmuştur savaş. Yine eğer dayatılan soykırım niteliğinde bir yok etme ve tüketmeyse, şiirde dillendirdiği gibi savaş bu sefer çoğalmanın adı olmuştur. O savaşı öyle tanımladı ve öyle edebileştirdi. Dersim direnişinden gelen ağıtlarla ve mesellerle uyutulurken, bir taraftan hafızasına savaşın kara gölgeleri serpilmiş diğer taraftan da bu gölgelerle savaşmanın aydınlığı donanmıştı. İki çelişkili gerçek nasıl da bir birini kovalıyordu öyle. Mücadele tarihinden kopmayan günümüz gerçeğinde de vuku bulan bu gerçeklik bir yandan çirkin savaş, özel savaş, kirli savaş olurken diğer yandan da varlık savaşı, özgürlük savaşı ve güzellik savaşı olarak şekillenmiştir.  Tabi ki çirkin savaşa kapılmamak için, özel savaşa yenilmemek için ve yine kirli savaştan arınmak için vereceğin savaş özgürlükçü, direnişçi ve iradeli olmalıdır.  Ancak böyle olursa Ehrimenlerin göğü karartmak ve kara kışı sürekli kılmak istediği savaşa karşı Hürmüz tarzında Ahura-Mazdalara eşdeğer nitelikte aydınlık ve yakıcı bir savaş verilecektir. İşte bu gerçeklikler içerisinde olgun bir bilinçle tercihi şekillenmiş olan Beritan yoldaş, özgürlük savaşımına en içten, hesapsız katılımıyla bir eylem güzeli olmuştur. Zaten Rubarok eyleminden sonra yanağından aldığı parçayı kastederek “nasıl güzelleşmiş miyim?” diye sorarken savaşın güzelleştirici etkisini felsefi olarak ifade etmiştir.

Beritan gerçeğini ideolojik, örgütsel ve savaş çizgimizde anlatmaktan çok, O’nu yaşamının ayrıntılarında vermeyi daha gerekli görüyorum. Çünkü bir insanı en iyi tanıtan onun yaşamındaki kesintiler olmaktadır. Onun için Beritan gerçekliğini kendi yaşamının tarzından öğrensek sanırım daha iyi olur. Bu sayede sadece bir gün içerisinde bile ne kadar dolu dolu yaşadığının farkına varacağız. Sabahleyin kalkıp spora giderken söylediği marşlarla birlikte silahını kavrayıp havaya kaldırarak aşağı yukarı çekmesi, sabahın köründeki ölgün uyuşuk tüm ruhları diriltiyordu. Bu etkiyi en çok yaratan ise onun o devrim coşkusunu yansıtan tok sesli marşlarıydı. “Kızıl güller açınca Kürdistan dağlarında” türündeki marşlar Lolan’ın tüm vadisini inletirken, devrim akışkanlığıyla büyületen bir yaşam etkinliğini yaratıyordu. Daha sonra sporda yaptığı akrobatik hareketlerle herkese fark atıyor, spora yatkınlığını ortaya koyuyordu. Ancak her zaman farklı olmayı bilen bu sıra dışı yaşam öyküsünü dinlerken Beritan arkadaşın partinin yaşam ilkelerden ve kadın özgürlük ölçülerinden uzak olmadığını bilmek gerekir. Bu anlamıyla farklılığı bir zenginlik yaratığı gibi onun özgürlükçü ve bağımsız duruşunu da yansıtıyordu. Kendisi olmayı bilirken, başkası gibi olmayı tüm dirayetiyle ret ediyordu. Çünkü çok iyi biliyordu ki, “başkasının ayak izinden yürüyenler tarihe iz bırakmazlar” Gerilik ve çirkinliklere karşı durup farklılığını korurken elbette inciniyor, bazen de yüreği acıyordu ama yüreğindeki güzellikler onu ileriye sürüklemesini her zaman bilmekteydi. Özgürleşmenin kolay olmadığını, onun bir bedeli olduğunu, bazı şeylerle yüz yüze kalma dirayetinin gelişmesi gerektiğini, kendi hayat tecrübesinden öğreniyordu.  En zor anda, en kötü dayatmada bile inançlı yaklaşımı kimsenin onu yere sermesine izin vermez, bu zorluklar karşısındaki güçlü duruşuyla insanı hayrete düşürürdü. Nihayetinde inançlı bir insanın çözümsüz durmayacağını, hemen yılmayacağını Beritan’ın pratiğinde öğrenmiş oluyoruz. Çünkü O güneşli ve güzel günlerin yaşamda ve ön cephede savaşarak geleceğine yürekten inanıyor ve ona göre yaşıyordu. Militandaki devrim inancı, dirayet, sabır, azim, savaşkanlık ve sarsılmaz bir irade ile her koşul altında coşku kazandırır. Zaten devrime olan sarsılmaz bağlılığı ve devrim umudunu şöyle mısralaştırmıştı.

“Demek ki ölüm
korkutmuyor artık
Demek ki gelecek yakın
Ha bugün ha yarın, varacak olan biz değil miyiz?”   Diyerek geleceğe bugününü adıyordu.

Demin de belirttik; ne olursa olsun o yaşamı bir türkü tadında sevdiği için oduna gidip yamaçları arşınlarken çılgınca bir akışkanlıkla bağıra çağıra türkü söylerdi. Aynı şekilde bir kuş gibi uçup halay başını tutarken  “ez xelefım” parçasını da aynı tok sesle ve içtenlikle dillendirirdi. Çünkü devrim O’nun ruhuna işlemişti. Yüreği savaşın ezgili türküsünü söyleme düşüncesiyle dolup taşmıştır bir kere... Onun için kimse Beritan’ı kolay kolay moralsiz görmezdi.

Beritan hep capcanlı ve dopdolu yaşamasını bilmiş bir kişiliktir. İnsanlara karşı yaklaşımındaki kazanımcılığı ve sınır tanımayan paylaşımcılığı da bir diğer belirgin özelliğidir. Bu yönüyle de derin bağlılıklar ve anlamlı arkadaşlıklar kurmasını hep bilmiştir. Hem de yüreklerde derin bir iz bırakan nitelikte… En kavgalı anında bile insanlarla iletişimini kesmeyip sonuna kadar kişinin yanında olduğunu fark ettirmesi bile ne kadar insani ve yoldaşça olduğunu yeterince açıklamaktadır. O’na göre bildiği bir şey varsa bu onda kalmamalı ve etraf ile paylaşılmalıydı.  Onun için gençlere okuma yazma öğretirken sanki kendisi yeni yeni öğreniyormuş gibi sevinçli istekli ve kararlı duruş sergilerdi. Bu konuda sabırlı duruşu ve insanı teşvik eden çekiciliği birçok şeyin yapımında ve birçok alışkanlığın kırılmasında rol oynamıştır. Arkadaşlarıyla saatlerce tartışmaktan çekinmez, uzun yol yürüyüşlerinde arkadaşların silahını kaldırır ve ne olursa olsun her şart altında arkadaşlarının durumlarını sürekli sorup moral vererek her şeyde incelikli düşünen bir yaşam tarzını esas alırdı. Bütün bunlar onun yaşama, insanlığa, özgürlüğe olan ilgisini ve bağlılığını ele veriyordu. Bu aynı zamanda devrime katılım konusundaki kararlılık düzeyinin de göstergesi oluyordu.

Her şeyin ilkini yaşamak ve yaşatmak onun için bir arayış serüveni oluyordu. Örgüt içerisinde dünya devrim kadınlarının isimlerini Kürdistan savaşımına aktararak kadının ortak ulusundan bir örüntü yakalıyordu. Böylece Beritan arkadaş sayesinde ilk olarak Tanya ve Roza gibi isimler duyulur oldu. Zaten kendisi de ‘tan sökmeden önce’ anlamına gelen aşiretinin ismini alarak kendi kökeninin dolayısıyla ulusal kökeninin öz değerlerini sahiplenmiş oluyordu. Reber APO’nun romanını yazma istemi de bir ilkti. Böylece tüm şiirler, romanlar, türküler Beritan'ın yaşamında özdeşleşerek edebileşirdi. Bir de bir hayali vardı Bertan’ın; ‘bir gün ardı ardına sıralanmış kadın gerillalarının büyük kalabalık görüntüsünü dağların doruklarındaki sırt başlarında görme istemi’ ve şahadetinden sonra kadının bu direngenliğine bağlılığın bir gereği olarak Reber APO, kadın ordulaşmasını ilan ederek bu hayalini gerçekleştirmiş oldu.  Bu anlamıyla kadın ordulaşması da Beritanlar şahsında sergilenen kadın kahramanlığının anılarının sahiplenilerek, kadının hayallerine verilen bir cevap oluyordu.  Bütün bunlara baktığımızda ilklerin en güzeli ve en anlamlısının Beritan şahsında somutlaştığını görürüz.

Yine Beritan’ı asıl Beritan yapan temel özelliğinden biri de savaşma arzusu ve şiirinde belirttiği gibi kendini sıkı bir savaşa motive etme gücü ve performansıydı. Örgütün düzenlemeleri çerçevesinde bazen cephe gerisinde görevlendirilse de o savaş ruhunu yaşar ve tıpkı sıcak savaşın mekânında olduğu gibi kendini sıkı disipline ederdi. Böylece ilk fırsatta ön mevzilere atılırken her zaman olduğu gibi her şeye hazır olurdu.  Kendisi henüz yeni olmasına rağmen savaşta kendisine güvensiz yaklaşmayıp, eylem anlarında komuta olarak kendini aday göstermekten tut, mevzileri tek tek dolaşıp arkadaşlarına gerekli perspektif ve talimatı vermesine kadar her şeyde hâkimiyeti geliştiren bir duruşa sahipti. Bütün bunlar zaten kadın komuta çizgisinin ayrıntılarını yeterince göstermektedir. Takip ettiği bu çizgi sayesinde Rubarok eyleminde takım komutanı düzeyinde bir kolun başında rolünü oynamıştı. Böylece Beritan arkadaş sıkı savaşımıyla özgürlüğe daha sıkı kenetlenmenin timsali olmuştur. Yaşantısı ve eylemi devrime kendini sonsuz adanmışlığın ifadesiydi. Eğer bu öyle olmasaydı teslimiyete karşı bu kadar radikal bir cevap veremezdi. Direniş ile teslimiyetin kıyasıya çatıştığı bir ortamda direnişin en büyüğüne en görkemlisine imza atmak imza atarken teslimiyeti kara çalmak, onu can evinden vurmanın adıdır Beritan yoldaş… Hayatın aldatıcı vaatlerine kanmayarak asıl yapılması gereken tutumun en keskin bir biçimde sunmanın tavrıydı bu direniş. Bu anlamıyla işbirlikçi ve ilkel milliyetçi eğilimlere karşıt bir duruş olarak, uçurum kenarında kanatlanmak bir mücadele çağrısıydı. 

Bütün bunlardan yola çıkarak 2003’lerde işbirlikçi teslimiyetçi duruşa karşı Meşru Savunmanın çizgisi Beritan çizgisinde somutlaştırıldı. Bu bir tesadüf olmasa gerek. 92’lerde Osman’ın teslimiyetçi çizgisine karşı bir duruş olan Beritan çizgisi aynı şekilde 2003’lerde gelişen Osman’ın öncülük ettiği işbirlikçi çizgisine karşı yine Beritan çizgisi gösterildi. Hatta geliştirilmeye çalışılan Kürt hainliğine karşı ulusal kahraman değerinde görülerek “Beritan Kürtlerin Jeanne D’Arc’ıdır”  denildi.

 Şahadetinden birkaç gün öncesi Reber APO’nun bir talimatı gelmiştir. Önderliğimiz bu talimatında “Düşman cenazelerinize de bassa asla teslim olmayacaksınız” demiştir. Savaş ruhuna dolanmışken ve perspektif o kadar net iken “gel teslim ol, söz sana bir şey yapmayacağız, seni yaşatacağız.” türündeki sahte yaşam vaatlerine kanar mıydı?  O bir militan ve militanın gerekliliği büyük bir çaba ve korkunç bir yüreklilik ister. Bu yüreklilik sergilenirken işbirlikçi-teslimiyetçi çizgi büyük bir şok yaşamış hatta bazıları yaşadıkları durumun utancını yansıtır hale gelmişlerdir. Bu anlamıyla bugünkü dayatmalara da baktığımızda Beritan çizgisi tüm çarpıcılığıyla güncelliğini korumaktadır. En son Cudi’de de düşmana teslim olmamak için kendini büyük uçurumlardan atan Sema ve Zilan arkadaşlar adeta direniş çizgisinde Beritanlaşan kadın öncülerimiz oldular. Aynı şekilde bu dönemde savaşmak için her şeyini seferber eden, düşmana karşı kinini eylemselleştirmek için canı gönülden çabalayan YJA STAR militanları Beritan’ın eylem ruhunda birleşip, Zilan’ın fedai ruhunda karar kılarak, Sema’nın özgürlük çizgisinde yürümektedirler. Biliyoruz ki, bu çizgide gerçekleşen yürüyüş Kadın Özgürlük Hareketini özgürlüğe ve zafere taşıyacak olan yürüyüştür.