Umudumuzun Aydınlık Gücüne

Güneşim! İlk kez bir mektup yazıyorum. Bir çok ilki sizde, sizin ideolojinizde, felsefenizde yaşadığım gibi bu ilki de sizde yaşıyorum. Mektup denilince hep özlemlerin bir kaç satırla da olsa anlatışı gelir aklıma neden bilmem. Belki de ben bu mektupda size olan özlemimi anlatmak istediğim içindir mektuba bu anlamı yükleyişimizin nedeni.

Güneşim! Başta yüreğimdeki ve beynimdeki tüm sevgim ile sizi seviyor ve saygı ile selamlıyorum. Uluslararası komplo ile sizi bizden fiziki olarak ayırmış olabilirler fakat yüreğimizde ve beynimizde olduğunuzu belirtmek istiyorum. Güneşim sizi anlatmak, sizin için hissettiklerimi dile getirmek öyle zor geliyor ki kelime darcığım yetmiyor. Sizi yazdığım zaman ve yazdıktan sonra okuyunca sizin için hissettiklerimi ifade edebilirmiyim bilmiyorum. Ve o an anlıyorum ki bazı şeyler zordur ne ne yazılıyorlar ne de çiziliyorlar sadece hissediliyorlar.

Güneşim! Bir kez olsun sizi görmeyi çok isterdim. En büyük isteğim ama çoğu kez düşünüyorum sizin isktediğiniz gibi bir kadın olmadan, sizin ideolojiniz ve felsefenizde derinleşmeden, doğru yoldaşlığı yakalamadan sizi görmeyi hak edebilir miyim, hak edebilir miyiz? Bilmiyorum. Bu hakka sahip olabilmek için ise elimden geleni yapacağım.

Güneşim! Siz özlemler içinde özlediğim, özlemlerin bile özleminden vazgeçiremediği tek varlıksın. Size özlemlerin en güzeli adını veriyorum. Güneşim her gece en parlak yıldızlardan birini seçip sizi onda görüyorum. Yıldızlar çok uzakta belki ama ben sizi kendimden o kadar uzakta görmüyorum çünkü yüreğimde ve aklımdasınız ve bu sıcaklığı her zaman hissediyorum.

Güneşim bu bir kaç satırda olsa özlemimi anlatmak istediğim mektubu Şehit Beritan’ın meskeninden yazıyorum ve bunun anlamının da yüksek olduğuna inanıyorum. Egemen sistemin içinde geçiridğim yılların beynimde yarattığı tahribatları gidermek ve sizin aşkınızla yıkamak istiyorum beynimi ve ruhumu. Özgür yaşamın özlemi ile yanan yüreğiimi sizin ideolojiniz ve felsefesinzle su serpmek istiyorum. Şimdiye kadar hiç bir lider ya da önder için bu kadar beden ateşe yürümemiştir. Ben de bu feda yürüyüşünün bir parçası olmak istiyorum.

Güneşim! Size bir rüyamı anlatmak istiyorum; büyük bir metropolde, üzerimde askeri kıyafetlerimin olduğunu görüyorum. Ve bu metropol kentinde üzerimde askeri elbiselerim ve silahım elimde. Hava akşam karanlığı, hafif bir karanlık çökmüş ve bilmediğim, tanımadığım bir yerde yürüyüroum. Yanımda bir sürü insan geçiyor ama hepsi sizin tarih çözümlemelerinizi, ‘Tarih an’da gizlidir’ söylüyorlar. Herkesin dilinde bu söz... Bundan başka kimse ne farklı bir şey söylüyor ne de soluyor. Derin sesler geliyor gökyüzünden bu sözü söyleyenler her yerdeler sanki. Her yerde insanları n su sözü sözü söyleyişleri yankılanıyor. Metropolün ortasında bir gerillayım ve önderimin sözlerini tüm insanlardan dinliyorum. Herkese soruyorum, ‘Nereden biliyorsunuz’ diye fakat kimse dönüp cevap bile vermiyor ve sizin orada olduğunuzu düşünüyorum. Tam sizi düşünürken güneş ışıkları her yeri aydınlatmaya başlıyor. Bu aydınlanma ile tüm insanların yüzünde tatlı bir tebessüm oluşuyor. Güneşin o sıcaklığını görünce ve hissedince tamam diyorum Önderlik geliyor ve bu sıcaklık her yeri kesiyor, sizin gelmenizi beklemeye başlıyorum. Fakat bekleyişim sırasında uyandım.

Bu rüyamı sizinle paylaşmak istedim. Mektubumu burada sonlandırıyor ve en büyük umutları içimde barındırarak, umut ediyorum ki en kısa zamanla sizinle özgür adğlarda Beritanların, Viyanların ve Delilaların mekanlarında buluşmak dileğiyle. Size tekrardan sonsuz sevgimi ve saygılarımı yolluyourm. Özlemlerin en güzeli, aşkların en büyüğü Önder Apo’ya.

Şehit Diren İspirez/2010